Adak adayan kadının hikayesi


Bir zamanlar dul bir kadının biricik oğlu vardı. Gencecik delikanlı amansız bir hastalığın pençesine düşmüştü. Kadın oğlu için gece gündüz ağlamaktadır. Bir adak adar. Oğlu iyileşirse canlı canlı mezara girip bir hafta kalacaktır.

Allah delikanlıya şifa verir. Kadın adağını hatırlar ama bir hafta kabirde kalmayı gözü kesmez. Adağını erteler.

Bir gece rüyasında sert bakışlı bir kadın onu azarlar:

-Oğlun iyileşti, adağını yerine getirmen lazım, yoksa başına musibetler gelecek!

Kadın ürperir ve adağını yerine getirmeye karar verir. Kadın durumu oğluna durumu anlatır, kendisi için bir mezar kazmasını söyler. Kadın mezara girer, üzerine toprak örtülmesini ister. Oğlu istemeye istemeye annesinin üzerine toprak örter. Kadının nefes alacağı kadar küçük bir  delik kalır. Kadın dua eder:

 “Yüce Rabbim! Bütün beşerî gücümü ve imân kuvvetimi yoluna koyarak yaşama arzumu tepiyor ve sana vermiş olduğum sözü yerine getirmeye geliyorum. Allah’ım, beni karanlık ve dar kuyunun cana kasteden her türlü kazasından sen koru.”

Zorlukla nefes alan kadın sürekli rüya ve halüsinasyonlar görüyordu. Bir süre sonra ötelere açılan bir delik gördü. Delik genişledi, pencereye dönüştü. Sonra kapı haline geldi. Kapıya bakınca renkli, ışıklı ve yeşillikler içinde yüzen, akarsulu bir bahçe gördü. İki kadın bahçe içinden ilerleyerek ona doğru geliyorlardı. Kadınlar epeyce yaklaştıktan sonra ona seslendiler: “ey dünyalı kadın! Aziz misafirimiz! içine kapandığın kuyudan çık da bizim yanımıza, şu sevimli bahçeye gel.”

Kadın sevinç içinde mezardan çıkarak içinde akarsuların çağıldadığı, tatlı sesli kuşların ötüştüğü bahçeye girdi. Üç kadın birlikte yeşillikler içinde bir müddet beklediler ve bahçenin ortasında geniş bir havuzun yanı başında oturdular. Birlikte oturunca dünyalı kadın meraklı bakışlarla yanındaki kadını süzdü. Kadınlardan birinin başına renkli bir kuş konmuş, kanatları ile yelpazeliyordu. Öbür kadının başına da bir kuş konmuş, fakat sert ve uzun gagası ile kadının saçını başını durmadan yoluyordu. Önce kuşun kanatları ile yelpazelediği kadına dönerek sordu; “bu yüksek dereceye hangi iyiliğin sayesinde ulaştın?” Kadın bu soruya şöyle cevap verdi; “dünyada iken sevgili bir kocam vardı, onun her sözünü tutardım; o itaatim sayesinde bu dereceye ulaştım.” Dünyalı kadın, birinci kadından cevap aldıktan sonra bu sefer öbür kadına dönerek sordu; “Peki, sen ne kötülük ettin de bu iri gagalı kuş durmadan başını oyuyor?” Kadın içini çekerek konuşmaya başladı; “İyi huylu ve temiz bir kadındım. Dünyada elimden geldiği kadar Allah’a karşı olan vazifelerimi yerine getirdim Çok kimselere iyilik ettim. Herkes benden memnundu. Bazen emirlerinden dışarıya çıkıyordum. Şimdi halimi görüyorsun. Aslında iyi bir insan olduğum için Ulu Allah (c.c.) bana bu yeşil bahçelik yerde kalma müsaadesini verdi. Fakat kocamı memnun edemeden öldüğüm için de başımı durmadan oyan bu kuşun işkencesine mahkûmum.  Ne olur, sana yalvarıyorum. Sen tekrar dünyaya döneceksin. Sana kocamın adını ve oturduğu yeri söyleyeyim. Kocamla görüş; ona durumumu anlat ve namıma ondan rica et de hakkını helâl etsin. Ben de bu işkenceden kurtulayım.” Dünyalık yedi gün dolunca kadınlar misafirini götürüp kuyusuna koydular. Zaten tam o sırada mezarın başından kazma sesleri geliyordu. Kadını oğlu yedi gün önce canlı olarak mezara gömdüğü annesini kurtarmaya koşmuştu. Oğlu sıhhate kavuştuğu takdirde Allah’a adadığı borcunu selâmetle yerine getiren kadın, kuyudan çıkarak evine varınca uzak-yakın çevrede oturan herkes ziyaretine geldi. Bu ziyaretçiler arasında öbür dünyada sert gagalı kuşun başını oyduğu kadının kocası da vardı. Kadın, eşinin öbür dünyadaki çektiği işkenceyi adama anlattı ve yaptığı ricalar üzerine adam hakkını ölü eşine helâl etti. Kadın o gece rüyasında işkence çeken kadını gördü; kocasının hakkını helâl etmesi üzerine azabı son bulmuştu ve dünyalı kadına arabuluculuk ettiğinden ötürü teşekkür ediyor; durmadan dualar ediyordu. Allah (c.c.) bütün müslüman kadınlarını namus ve iffet yolundan ayrılmayarak, Allah’ın emrettiği gibi kocalarına itaat eden kimselerden eylesin, âmin!

Bu yazı 393 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

................................................ boyama oyunu ankara evden eve nakliyat