Çobansız sürüyü kurt kapar hikayesi


Yaramaz Ali derste fena halde sıkılmıştı. Birkaç arkadaşını ayartabilirse okuldan kaçıp sokaklarda aylak aylak gezebilirdi. Tarih dersinin öğretmeni o gün gayet sıkıcıydı. Konuşma tonunu değiştirmiyor, öğrenciler kendini dinliyor mu dinlemiyor mu fark edemiyordu.

Yaramaz Ali tenefüste bu durumu fırsata çevirmeyi düşündü ve birkaç arkadaşına okuldan kaçmayı teklif etti. İlk ikisi böyle bir çılgın fikre evet diyecek kimseler değildi ama sonraki ikisi de Ali ile aynı fikirdeydi.

Yaramaz Ali iki kişiyi daha ayarttıktan sonra 5 kafadar okul bekçisinin gafletinden yararlanıp aralık kapıdan dışarı sızdılar.

İlk hedef okul karşısındaki pastaneydi. Derste olmayıp böyle sohbet etmek hoşlarına gitmişti. Çay ve poğaçaları mideye indirirken sınıfta kalanların enayiliklerinden dem vurdular.

Ama sürüden ayrılmışlardı ve hüsranla sonlanacak bir maceranın ilk adımını atmışlardır. Başlarında bir büyük olmadan şehrin öbür taraflarını keşfetmeye koyuldular. Güya hiç görmedikleri yerleri göreceklerdi.

Başka başka yerleri görmek başta kalplerde hoş esintilere neden oldu, ama daha sonra nasıl geri döneceklerini düşünmeye başladılar. Sürüden ayrılmışlardı ve kurtlara yem olmamaları için hiçbir neden de yoktu.

Yol bulayım derken şehrin banliyölerine daldılar. Sokaklar giderek daralıyor, sevimsiz tipler belirmeye başlıyordu. Yaramaz Ali korktuğunu belli etmeden peşine taktığı 4 arkadaşını bir bilinmeze sürüklüyordu. Okulun verdiği emniyeti bırakan 5 çocuk biraz sonra yol kesicilerle karşılaşmak üzereydiler.

Boyaları dökük apartmandan köşeyi dönünce  uyuşturucu müptelaları ile göz göze geldiler. Bu kişiler okulu ve ailesini bırakıp kah dilene, kah çalarak uyuşturucu madde alan evsizlerdi.

Elinde çakı olan çete reisini ilk fark eden Ali oldu ve “Kaç” diye bağırdı. Bizim okul kaçkınları kendilerinden birkaç yaş büyük serserileri görünce gerisin geriye ok gibi fırlayıp kaçtılar. Berikiler depara kalkıştılarsa da yetişemediler.

Bir süre arkasına bakmadan topukları ile arkalarını döverce koşan afacanlar neredeyse 500 metreyi soluksuz koşmuşlar ve nispeten geniş bir sokağa ulaşmışlardı. Utana sıkıla şehir merkezini sordular. Okullarının yerini bulmaktan çoktan ümitlerini kesmişlerdi ama şehir merkezinde bir polisten yardım isteyebilirlerdi.

Hikayenin kahramanları dertlerini anlatabilecekleri bir polis bulana dek hava kararmıştı. Üstelik ceplerindeki tüm parayı okulu kırar kırmaz uğradıkları pastanede harcadıkları için aç karınlarını doyuracak metelikten de yoksundular.

Eninde sonunda bir polis karakoluna ulaştılar. Kendilerinden saatlerdir haber alamayan aileleri telaşlanmıştı.  Polis ekip aracıyla kaçkınları evlerine bıraktı.

Bu hikayede sürüde sürüden kaçan koyunları az kalsın kurtlar kapacaktı ama kahramanlarımız kılpayı kurtuldular. Ama baba dayağından ve öğretmen azarından kurtulamadılar.

Bu yazı 653 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri