At hırsızının hikayesi


Zamanında yaman bir at hırsızı vardı. Bu adam geceleri at çalıp gündüzleri Pazar pazar dolaşıp bu atları satardı. Adam hırsızlık yaparken ne mübarek gün, ay tanır ne de çaldığı atların kimin olduğuna dikkat ederdi. Bir gün zamane mürşidinin ahırına girdi. Onun atını çalmak istedi. Tam bu sırada birilerinin ahıra girmekte olduğunu fark etti ve panikle at gübrelerinin arasına daldı.

Ahıra ev sahibi ile iki arkadaşı girdi. Adam bu esnada onlara görünmemek için gırtlağına kadar at gübresine batmıştı. Eğer yakalanırsa önemli bir şahsiyetin atını çalmaya cüret ettiği için herkese rezil olacaktı. Bildiği duaları etmeye yaptıklarından pişmanlık duyup tövbe istiğfar etmeye başladı. Kendi kendine bu durumdan kurtulursa bir daha günah işlemeyeceğine dair yeminler ediyordu.

Ev sahibi ve misafirleri konuşuyorlardı. Misafirler ev sahibine:

-Falanca evliya zat vefat etti. Yerine kimin geçmesi münasip olur, dediler.

Evin sahibi mürşit at gübrelerini göstererek. Onun yerine geçecek veli şu an gübre pisliklerine gömülmüş vaziyettedir, dedi.

Üçü at hırsızının yanına geldiler, onu at pisliklerinin arasından çıkardılar ve tebrik ettiler. At hırsızı duyduğu derin pişmanlık ve samimi tövbe neticesinde velayet makamına ulaşmıştı…

“Bazen işlenen günahın ardından öyle safi kalp ile pişmanlık duyulur ve tövbe edilir ki ömrünü ibadetle geçiren kimseler bile o tövbeye ulaşamaz”

Bu yazı 923 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri