Karikatür karakterinin hikayesi 8


 

BÖLÜM 8

“Hey gidi komik karikatürlerin basit ve ucuz kadını! Belki de sana haddinden fazla değer veriyorumdur. Belki de kapanmayan şişkin dudakların, şaşırmaya hazır bakışlarınla sen hakikaten sığ bir dişisindir. Belki aşkı bilmeyecek kadar cahil, ilgilenme ile asılmayı ayıramayacak kadar da dar kafalısındır. Belki de kendini oynuyorsun karikatürlerde. Kim bilir sadece bir sanrı idi benimkisi”

Edip sitem ediyordu içinden, ama susuyordu. İsyanı belki kendini anlamayan bön bakışlara belki de kendine komik duruma düşüren yüreğineydi. Zamana ihtiyacı vardı. Zeliha ile göz göze gelmemeye çalıştı. Belli ki gün aşk günü değildi.

Edip’in sessizliği Zeliha’yı endişelendirmişti. Yoksa çocuk doğru mu söylüyordu. Hakikaten aşık mıydı kendisine ? Peki bu durum onu ırgalamalı mıydı? Yeniydi komik karikatürlerin dünyasında, belki aşk veya ironik çizimlerin bir parçası olsaydı anlayabilirdi gerçek aşkı. Yeniydi bu dünyaya, yeniydi aşka. Zaten hazır da değildi aşık olmaya veya sevmeye, sevilmeye. Sadece ortamı tanımaya çalışıyordu. Karikatürler üzerine üzerine gelmişti ilk başta. Alışırmış gibi oldu sonraları. Zoraki komiklikler sıradan gelmeye başlayınca şu sümüklü çocuk ile tanışmıştı. Ve aşk ile… Daha doğrusu aşk nedir bilmiyordu? Çocuk tarafından aşık olunmak pek de matah bir şey sayılmazdı. Ama demek ki aşk diye bir şey vardı.

Kafası karışıktı Zeliha’nın. Şimdilik aşk meşk işlerine hazır değildi. Gerçi zor zamanlarda onu ayakta tutan hayali bir prense duyduğu aşktı. Bu yüzden adını Zeliha seçmişti. Ama aşkı böylesi herkes için fazla olmalıydı. Sümüklü bir bebe tarafından aşık olunmak ve bunun ciddiye alınmasını beklemek…

Kesinlikle karşısındaki afacanı hayal etmediği belliydi. Üstelik karşısındaki velet işi arabeske sarmaya niyetli görünüyordu. Zeliha’nın aşk anlayışı toz pembenin tatlılığı, buz mavisinin özgürlüğünü anlatırdı. Asla acı barındırmaz, ümitle hayata bağlardı. Öğrencisi rolündeki karikatür parçasınınki ise imkansızlıklar içeren acı bir aşktı. Çocuk belki aşkını ilan edecek kadar cesurdu, üstelik de öğretmenine aşkını haykıracak kadar… Ama komik tipli haytalara kim aşık olurdu ki ? Çocuk baştan aşağıya komik karikatürlerde malzeme olmak için dizayn edilmişti. Çocuk olmayıp da erişkin olsa ne yazar? Kavak ağacından mobilya çıkar mı hiç?

Yine de gönlünü almalıydı çocuğun. Bugün burada karşılaşmışlar, belki bir daha görüşmeyeceklerdi. Kalp, kimin kalbi olursa olsun kırılmamalıydı. Duygular kimin duyguları olursa olsun özeldi. Bu 9-10 yaşındaki velet bile olsa.

-Hayat zor olmalı karikatürlerin dünyasında, bir gün öyle bir gün böyle, dedi Zeliha. Konuyu değiştirmek istiyordu. Daha sonra yüreği büyük kendisi küçük öğrencisine bir iki şirin söz söylemeyi düşünüyordu.

-Zordur başkalarını güldürmek için komik hallere düşmek! Sen ne yaparsan yap sadece komiksindir. Duyguların da komik, davranışların da komik. Düşüncelerin komik olmasa ne yazar. Kimse karikatür karakterlerinin duyguları olduğunu düşünmez. Sadece komiktir onlar…

Edip’in sözleri giderek karamsarlık denizine dalacak gibiydi. Zeliha’nın ise karanlık sularda kulaç atmaya niyeti yoktu. Gayri ihtiyari üfledi püfledi, Edip’i dinlemenin imkanı yoktu. Keşke biraz daha basit şeyler konuşsaydılar. Konuyu değiştirmek için bir hamle daha yaptı:

-Önce hanzoyla yeniden karşılaşır mıyım sence ?

-Ne o Stokolm sendromuna mı yakalandın ?

-O ne be!

-Kurbanın katiline anlamsızca tutulması yani…

-Ne içiyorsun kuzum sen ? Kafa gidik senin ! Anladık seninle laf maf konuşulmaz!

O gün ikisi de sesini çıkarmamaya gayret ettiler. Ertesi gün bambaşka olacaktı…

Devam edecek..

 

Bu yazı 442 kere okundu.
Etiketler:
absürt hikayeler oku
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri