Sabredememek ile ilgili kısa hikaye


Ertesi gün doğum günüydü ve bana alınacak pastayı merak ediyordu. Sürekli pastanın neli olduğunu soruyordum anneme. Acaba doğum günü pastam muzlu muydu yoksa krokanlı mı ?

Git gide pastadan başka bir şey düşünemez olmuştum. Bir ara mutfağa biri girdi. Bu elinde bir torba ile birlikte usulca mutfağa dalan abimdi.

Konsept gereği onlar bana sürpriz yapacaklardı. Yani benim pastayı daha önceden görmemem gerekiyordu. Ama ben ertesi güne kadar nasıl dayanacaktım ?

Bir iki saat sabrettim ama akşam hava kararırken sabrım tükendi ve mutfağa gittim. Buzdolabını açtığımda tahminimden de büyük bir pasta kutu içinde duruyordu. Yarın sabaha kadar pastanın tadını merak edecek olmak kafamı deliyordu sanki. Dayanamadım, kutuyu hafifçe aralayıp çatalı batırıverdim.

Çikolatalı ve muzlu bir pastaydı bu. Tadı da çok güzeldi. Madem benim pastamdı istediğim kadar yiyebilirdim. Bu nedenle birkaç çatal daha aldım. Ama hemen de pişman oldum. Çünkü doğum günü pastamı, kutlamadan önce tırtıklamış, şeklini de bozmuştum. Yaptığımdan utanarak buzdolabını kapattım.

Gece yatmadan önce pastayı vaktinden önce tattığım için pişmanlık duyuyordum. Sanki bir gün daha sabretmek o kadar zor muydu ? Acaba pastayı evvelden yediğim için bana kızacaklar mıydı ?

Ertesi gün pastayı “doğum günün kutlu olsun” diyerek getirdiler. Tepside ancak yarısı vardı. Şaşkınlık içindeydim. İlk defa böyle bir doğum günü pastası görüyordum.

Meğerse benden sonra abim de kendine engel olamamış bir iki çatal almıştı. Abimin pastayı çatalladığını fark eden annem önce ona kızmış, daha sonra işi başlatanın ben olduğumu anlayınca bir iki çatal da o olmuştu. Fakat pastanın önemli bir kısmı işten geç saatlerde eve gelince buzdolabında birazı yenmiş pasta bulan babam yapmıştı.

Pastanın doğum günü pastam olduğunu unutup o da yemişti. Netice itibariyle sabredememenin cezasını böyle çektim.

Bu yazı 729 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri