003 Hande Bond


Hande sabah ayazının yüzünü kavurmasına aldırış etmeden yaşadığı küçük şehrin daracık sokaklarında hızlı adımlarla ilerliyordu. Köşeyi dönünce aniden durdu. Kendini takip eden olursa onu böylelikle tespit edebilecekti. Hem ayakkabıları değiştirmenin de vakti gelmişti. Ayağındaki topukluları çıkararak siyah poşetin içerisindeki spor ayakkabıları giydi acelece.  Saatine baktığında hedefe ulaşmak için 23 dakikası olduğunu fark etti. Evdekileri mahalle fırınına gittiğine inandırmak için topuklu ayakkabı giymişti. Yüksek topuklu ayakkabılarla ta şehrin merkezine kadar 45 dakikada gidip geleceğine ihtimal vermeyeceklerdi böylelikle.

Yeniden adımlarını hızlandırdı. Sonra biraz duraksayarak göz ucuyla etrafı süzdü. Ne etrafta tanıdık birisi ne de takip edeni vardı. Ama takip edilmediğinden emin olmak için sürekli zikzak çiziyordu. Kaldırımı kaplarcasına iri olan iki bayanı geçer geçmez sağa döndü. İlk kapıdan içeri girdi. Burası sık geldiği bir pasaj olduğu için çıkışların yerini biliyordu.

Onu takip eden varsa hem ön kapıda hem de arkada olabilirlerdi. Hande ise üst kata çıktı. Sol tarafta tanıdık bir kuaför olduğu için hemen sağa dönüp birkaç metrekarelik çay ocağına daldı. Gözüne ilk çarpan hasır tabureye oturdu. Çaycıya bakarak “çay istemem sadece nefes almak için geldim” dercesine kaşlarını kaldırdı. Kritik eşik 5 dakikaydı. Kendisini bekleyen varsa büyük olasılıkla 5 dakika sonra ayrılacaktı. Bu nedenle 7 dakika bekleyerek pasajın girdiği kapısından çıktı. Bir süre sonra yeniden yavaşladı. Duvara yaklaşarak çantasından el aynasını çıkardı. Makyajını kontrol etme bahanesiyle aynadan etrafı sözdü. Ortalığın temiz olduğunu görünce yeniden hızlandı.

Nihayet dar ve tenha sokaklar bitmiş şehrin ana caddelerine ulaşmıştı. Fakat bu Hande’yi takip edenlerin de kalabalıkta rahatlıkla gizlenebilmeleri anlamına geliyordu. Cadde boyunca bir müddet yürüyünce aniden karşıya geçti ve geldiğinin aksi istikametinde yürümeye başladı. Böylelikle arkasından gelen birisi varsa çaprazdan görebilecekti. Sonra bir yanıltmaca daha yaptı. Bir iş merkezinin etrafını dolaşarak yeniden deminkinin aksi istikametine doğru yürüdü. Bir süre sonra aniden bir eczaneye girdi. İşte burası varması gereken hedefti. Şu anda kendisine gülen gözlerle bakan kişi de karşılaşması gereken kişi.

-“Bir aspirin alabilir miyim?” dedi ona.

-“Peki efendim” dedi eczacı kalfası Hamdi. Bu sırada dudağından iki kelime çıksa da gözlerinin anlattığından hikaye olurdu.

Hande istediğini elde etmişti. Eczacı Hüseyin Bey’in Hamdi ile arasındakileri sezmemesi için hemen dışarı çıkmalıydı. Fakat bu arada son bir test daha yapması gerekiyordu. Para vermek için elini cebine soktu ama dışarı çıkarmak için hiç de acele etmedi.

Hamdi 2 saniye içerisinde “gerek yok bizden olsun” dedi. Hande’nin testi başarılı olmuştu. Hande’nin savına göre Hamdi bu tepkiyi verirse kendisiyle ilgileniyor demekti. Ayrıca tepki süresi de önemliydi. Elini cebine attıktan sonraki 5 saniye boyunca Hamdi’den bir tepki gelmeliydi.

Bu Hande’nin Hamdi’yi 3. görüşüydü. İlk karşılaşmaları tesadüfen eczaneye girip ilaç istemesiyle olmuştu Hande’nin. İlk görüşte Hamdi’den etkilenen Hande hemen delikanlı hakkında araştırma yapmış, onun sevgilisi olmadığını ve 3 aydır bu eczanede asgari ücretle çalıştığını öğrenmişti. Kısa bir araştırma ile ortak arkadaşlarını tespit etmiş ve bir arkadaşına bir kafede “öylesine bir  arkadaş toplantısı” ayarlattırmıştı. İkinci buluşmaları Hamdi’nin tesadüfi zannettiği arkadaş toplantısında olmuştu. Hande’nin bu toplantıyı ayarlatmaktaki amacı ortak arkadaşlarını Hamdi’ye göstererek “Bana ulaşmak istersen telefon numaramı bu arkadaşlar biliyor” mesajı vermekti.

Üçüncü buluşmaları ise bugünküsüydü. Hamdi eğer Hande’nin istediği tepkileri verirse –ki vermişti- ortak arkadaşlarından Hande’nin telefonunu alarak bir ilişki başlatabilirdi. Hande’nin ailesi asla böyle bir ilişkiye izin vermezdi. Hande ise eşini kendi seçmekte kararlıydı. Bu nedenle de kahvaltı için fırından ekmek alacağım yalanıyla evden çıkmıştı.

Hande eve gelir gelmez elindeki aspirini annesine uzatarak:

-“Al anneciğim işte istediğin aspirin!”diye söze girmişti ki annesi:

-“Biz kahvaltıyı bitirdik, doyduk. Sen de Hamdi’ye doydun mu 003 Hande Bond?” dedi.

Hande ekmek almayı unuttuğunu hatırladı. Peki annesi Hamdi’yi nereden biliyordu?

-“Ne Hamdi’si ?” diyerek son şansını denedi. Annesi:

-Demin eczacı Hüseyin Bey aradı. O çocuğun sabıkası da varmış. Yaramaz o sana!

-“Sen her şeyi bu kadar kısa sürede nasıl haber alabiliyorsun ki?” dedi Hande şaşkınlıkla.Annesi:

-Ablaların 001 Halime Bond ve 002 Hasibe Bond sayesinde edindiğim tecrübeler ve bendeniz 000 Şaziye Bond’un geniş istihbarat ağı sayesinde tabi ki!

Bu yazı 343 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri evden eve nakliyat Simyacı özet kısa ve öz Hikaye haritası ne demek