Akşam servisinden yemek servisine


Bir pilav yapmalı, yanında da Ahmet Bey turşusundan.

                                                                                                                          Konfüzyon

Deniz anaları için servis yapıldığını duymamıştım hiç. Hangi sosla sunum yapılacak, hangi tabağa konacaktı? Şöyle porselen bir tabak iyi olurdu hani. Üzerine limon sıkılmalı Ömer Şerif’in filmindeki Yunan lokantasındaki imam bayildi ve musakka gibi iştiha ile yenmeli, film iyi gişe yapmalıydı. Ya da tabiat anaları servisi? İşte o ulaşımla ilgiliydi. Orada durmak lazımdı.

Hacım yemekte ne varmış? Kaptana sormak lazım, ben bakmadım. Kaptan onları damardan tabiatçı yapmıştı. Öğle yemeği öncesi kıkır kıkır arabasında konuşan bu arkadaşları onun da başlıca eğlencesi olmuştu. Şöyle sıcak makarnaya salçalı sos fena olmazdı. Kendi aralarında konuştuklarını sanıyorlardı. Halbuki ben onları yanındaki arkadaşlarından daha iyi dinliyorum. Hey Kaptan! Sola değil, oradan sağa dönülecek, gene çiftliğe götürme bizi. Birinde yolu bilmiyor numarası yapmıştı. Hepsi söz birliği etmişçesine, yemeği memeği unutup, ondan kendilerini Çiftliğe dondurma yemeğe götürmesini istemişlerdi.

Salatanın üzerine daha çok limon ve zeytinyağını tercih ediyordu. Aralarındaki babacan, çok okumuş arkadaşları yanında getirdiği turşudan ikram edince hepsi çocuklar gibi mutlu oluyor, sıraya giriyorlardı. Aralarında akşam futbolcuları da vardı. En neşeli çekirdek grup onlardı. Öğlen yemeği servisindeki fotoğrafları da onlar çekiyordu. Her resim bir hatıra ve her resimde bir veya iki Güleryüz.

Kapatılmasaydınız iyi olurdu. Ama can çıkmayınca huy çıkmıyordu, kapatılmış halleri bu haldeydi, bir de kapatılmasalar ne kadar neşeli olacaklardı, bunu kestirmek mümkün değildi.

Hacım, bugün de o acı Erzincan biber turşusundan var mı, diye soracak oluyorlar, daha iştah açıcı salata sosunu görünce susuyorlardı. Ahmet abileri onları neşelendirmekten mutluydu. Çelebi havayolları yanına yaklaşınca, mermer hadiseleri geliyordu aklına. Ya mermer, ya beton. Çelebi havayolu sık sık, spot piyasaları iyi bildiğini, oradaki turşuların daha ucuz olduğundan bahsediyordu. İyi de ben turşumu satmayacağım ki. Hani diyorduk ki, emekli olunca şöyle bir butik turşucu. Yanında da balıkçı. Nefis ızgara balıklar, yanında anason da kokan… Abiciğim, o iş büyük yatırım işi. Çiftlikte balığı yetiştirmek öyle uzaktan göründüğü gibi kolay değildir. Bu iş son derece teknik iş, dediğinde, İbrahim, gülümsüyor, Çelebi havayollarına da göz kırparak, herhalde Teknik Direktör olmak kadar teknik değildir, diyordu. Çelebi can, gururla gülümsüyordu.

Akşam olunca iki romancı bir araya geliyor, o soğuk serviste paltolarına sarılarak internette sanal bir edebiyat sayfası yapma projelerini konuşuyorlardı. Reklam alabilirlerse, bu işin ticari boyutu edebi boyutunu geçecek görünüyordu. İrfan Bey, yazılarını bekliyoruz, deyince, beriki cevap vermiyor, gülümseyerek yüzünü dönüyordu. Roman onun için daha cazipti. Yeni sayfa düzenimizi belirledik, sürekli geliştiriyoruz. Akşam olunca seyyar satıcının önüne neden hep hanımlar geliyor. Her birinden birer tane alıp, yiyor, satıcının ikramını deneyerek eve doymuş gidiyorlardı. Aslında bu fena bir fikir sayılmazdı, akşam serviste yorulmadan ve tok, evdekilere yemek hazırlamak kolay oluyordu. Peki satıcının, memurların ayağına gelen satıcının kazancı ne olabilirdi bundan? İbrahim beye göre bu küçük ikramlar, en büyük reklamdı. Kalabalık satıcının civarında birikmişse ve hele bu küme bir de kadınlardan oluşuyorsa bu çok güven vericiydi.

Kış gelince sohbetlerin sayısı ve yeğinliği arttı.

Hepsinin karnı acıkmıştı. Değilse madensel planlama dairesi binasının önünde açıkta satılan bazlamalardan ikişer üçer satın almazlardı.

Domatesler yerini karnabahara, lahanaya bırakmıştı. Yıkıntılar arasından yükselen yeni bina onlara gülümserken, sıraya en son giren yüksek binayı şöyle bir göz atarak içinden selamlıyordu. Sığacak mıyız biz buraya?

Sohbet sıklığı ile soğuyan hava arasında doğru orantı vardı. Havalar soğudukça ilk duraktaki ilk servis bekleyişinde kuyrukta integralden girip türevden çıkıyorlar, ikinci servis meydanında soğukla ikinci meydan muharebesi yaparken satıcılardan otlanan bayanlara gülüyorlardı.  Arka planda kendi hanımlarının kendilerine güldüğünü fark etmeden.  İşte servis böyle bir şeydi başşehirde, daireden eve akşam yemeğine, akşam yemeğinde servis edilene uzanan.

Eyüp YÜKSEL

Bu yazı 508 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri evden eve nakliyat Simyacı özet kısa ve öz Hikaye haritası ne demek wordpress cache