Aşk acı çekmektir


Ekrem Bey aceleyle odadan çıktı. Elindekileri hemen fotokopi çektirmesi gerekiyordu. Köşeyi dönünce ters yöndeki Emel Hanımla istemsiz bir toslaşma yaşadı. Ekrem Beyin elindeki kağıtlar yere saçılmış, Emel Hanımın elindeki kahve hem Ekrem Bey’in üzerine hem de elindeki evraklara dökülmüştü.

Kadının kabahati kolay affedilir de erkeğinkisi öyle değildir. Acele etmesi nedeniyle olayda kusurlu olduğunu kabul edem Ekrem Bey dil dökmeye hazırlanıyordu ki Emel hanım kahve tutmadığı elini yukarı kaldırıp:

-Umarım yanmamışsınızdır, kağıtların telafisi olur da yanık yarası zor iyileşir, dedi. Çantasından ıslak mendil çıkarıp Ekrem’in gömleğinde oluşan kahve lekelerini çıkarmaya çalıştı.

Emel hanım hayatı “hanımefendi” şablonunda yaşayan birisiydi. Çünkü bu her yerde geçer akçeydi. Bir kere ilgi görmeyegörsün, daha da hanım hanımcıklaşırdı. Başkalarına suni gelen bu davranış biçimi Emel Hanım için yaşama biçimiydi.

Emel ile Ekrem aynı departmanda çalışmalarına rağmen koridordaki rastlaşmaları haricinde pek bir araya gelmezlerdi.  O andan sonra daha sık karşılaşır oldular.

Ekrem Emel Hanımdan hoşlanmıştı. O diğer kadınlara göre sanki daha duru ve olgun bir kadındı. Gençti ama uçarı bir kişiliği yoktu. Emel ise Ekrem’i “fena değil” kategorisine almıştı. Gün geçtikçe Ekrem’in Emel’e ilgisi artıyordu. Ekrem’in ilgisini fark eden Emel ise giderek daha bir hanımefendileşiyordu. Aradan 6 ay geçince Ekrem körkütük aşık, Emel ise Ekrem’in gösterdiği ilgilerin bağımlısı olmuştu.

Çevredekiler de ikiliyi birbirine yakıştırmaya başlamışlardı. Ufukta evlilik görünüyordu. Ekrem ile Emel’in ilişkisi aynı filmlerdeki gibiydi. Klişe bir şekilde başlamış, görkemli bir düğünle evlenmişlerdi. Fakat düğünden sonrası pek de klişe sayılmazdı.

Evlilik aşkı öldürür derler, ama çiftimizinki öyle olmadı. Ekrem yeni evlendiği karısına hala sırılsıklam aşıktı. Emel ise Ekrem’in ilgisinin bir gün kesilivereceğinden korkuyordu. Tutkulu bir aşık tarafından şımartılmak ve buna alıştırılmak yaşamayanların tahmin edemeyeceği kadar güzel bir duyguydu.

Bir kadın hanımefendi imajını ne kadar sürdürür ? Veya diline, davranışlarına ne kadar hakim olur ? Emel oluyordu işte. Sanki Barbi Bebek kadar zarif, Hülya Koçyiğit kadar yüce gönüllü, Filiz Akın kadar da akıllı ve sempatikti. İlgi görme aşkı insana neler yaptırıyor değil mi ? Ekrem sanki bir masal perisiyle evliydi. Ona aşkından yandı tutuştu kül oldu. Düşünün ki evinizde bir peri var hep söylenmesi gerekenleri söylüyor, mütemadiyen tebessüm halinde ve daima anlayışlı.

Böyle nazenin bir sevgiliyi incitmemeye çalışmak, onun gönlünü hoş tutmaya çalışmak zordu ama Ekrem bunu başarıyordu. Bir zaman sonra yüreğindeki aşk, Ekrem’in taşıyamayacağı boyutlara ulaştı, hareketleri garipleşti. Bazen tek başına bir odaya çekilip saatlerce düşünüyordu. Ekrem bir değişim geçiriyordu.

Bir süre sonra nadir gerçekleşen bir vaka vuku buldu. Ekrem’in kuvvetli aşkı ilahi aşka dönüşmüştü. Artık Emel’e fazla ilgi göstermiyordu, vaktini ibadete ve düşünmeye ayırıyordu Ekrem.  İlgiye alışmış hatta kendisiyle ilgilenilmeye aşık olan Emel için bu bir yıkımdı. Ekrem’e ilgi göstererek, yine kendisine dönmesine çalıştı. Ama başaramadı. Ekrem’in bedeni evde olsa da ruhu evde değildi.

Psikologlar karşı çıksa da Emel bu durumdan kendini suçladı. Ekrem’in aşkına bir nebze olsa karşılık verebilse belki Ekrem’in bu denli acı çekmeyeceğini düşünüyordu. Ekrem ise halinden memnundu. Ama gözü Emel’i görmüyordu. Bir süre sonra roller değişti. Kendine aşık olunan Emel Ekrem’e aşık olmuş, Ekrem ise ilahi aşka tutulmuştu…

Bu yazı 651 kere okundu.
Etiketler:
aşk hikayesi
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri evden eve nakliyat Simyacı özet kısa ve öz Hikaye haritası ne demek