Aşk adamı Cafer


Evden çıktığında boşanmaya kararlıydı.  Evlilikte kavga olağan sayılmalıydı ama onlar sanki kavga içinde evlilik yaşıyorlardı. Kendini yakındaki parka zor attı. Gözleri o kadar dönmüştü ki önündeki bankı görmedi, koyu gölgeli çam ağacının dibine yığıldı.

Neden aşk evliliği yapmadığı için kendine kızmaya başladı. Halbuki Cafer aşk adamıydı. Jale ile arkadaşları vesilesiyle tanışmıştı. Yeni tanıştığı alımlı bayan ilgisini çekse de aşık olmamıştı. O zamanlar sorunlu biri gibi durmuyordu Jale. Evlenince sürekli didişeceği aklına gelmemişti.

“Aşık olduğum biriyle evlenseydim asla didişmez, ona tek bir kötü söz söylemezdim, muhtemelen o da bana söylemezdi” diye düşündü Cafer. Eski aşklarını düşündü…

Son aşkı Melek’ti işyerinden. Ama Melek onu reddetmişti. Onu geçti. Dersanedeki aşkı Safiye’yi düşündü. O eğlenceliydi. Ama o kadar, sadece eğlenceliydi, eğer onunla evlenseydi zora gelemez bugünkü gibi didişirdi. Onu da geçti.

Lisedeki aşkı arefeyi göstermiş bayramı göstermemişti. Yani önce yüz vermiş sonra bırakıp başkasına gitmişti. Onu hatırlamak bile istemedi.

Ortaokuldaki aşkı vefalıydı. İki sene aşk yaşamıştı onunla. Ama o zaman aşk nedir bilmiyordu ki? O zaman sınıfta modaydı aşk , Meltem ile aşk partneri olmuşlardı. Ama bu öylesine bir şeydi. Meltem iyi kızdı ama biraz şaşkalozdu. Ömrünü onunla geçirmek istemezdi.

Biraz daha geriye gidince ilk aşkını hatırladı. Ama ismini hatırlayamadı. Sahi neydi o kızın adı? İnsan ilk aşkını hatırlamaz mı? Biraz beynini zorlayınca buldu adını. Fulya ! Fulyaydı kızın adı. Galiba aşkları içinde en kuvvetli hisleri ona beslemişti. Ama bu platonik bir aşktı, kızın haberi bile yoktu bundan. Belki de bu yüzden de eskimemişti aşkı. Hala eskisi gibi saf ve temiz duygular besliyordu ona. Acaba Fulya ile evlenseydi iyi bir evlilik yaşantısı olur muydu ?

Düşündü, biraz daha düşündü… Objektif olmaya çalıştı. Aslında Fulya’yı tanıyacak pek de zamanı olmamıştı. Hem de o zamanlar ikisi de çocuk denecek yaştaydı, büyüyünce davranışlar değişiyordu. Şimdi aniden karşısına Fulya çıksa, “hadi evlenelim” dese, onunla evlenmek büyük bir risk olurdu.

Fulya’yı da eleyince aşk aleminden çıktı Cafer. En iyisi evdeki bulgurun pardon yani Jale’nin kıymetini bilmekti. Zaten sakinleşmiş, neden kavga ettiğini hatırlamaz olmuştu. “Şunu bir arayayım” dedi.

Elini telefona attığı sırada telefon çaldı. Arayan Jaley’di. Telefondaki ses yumuşamış bir sesti. Galiba o da kavganın izlerini üzerinden atmıştı:

“Alooo. Koca adam nerdesin ? Eve gelsene aptal şey…”

Bu teklif reddedilmezdi.  Zaten aşk dediğin rüya gibi bir şeydi. Hiç rüya ile amel edilir mi?

Bu yazı 708 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri evden eve nakliyat Simyacı özet kısa ve öz Hikaye haritası ne demek