Aşk gerçekten var mı ?


Yasemin yirmilerinde bir genç kızdı. Bu yaşlar evlenmek için ideal yaşlardı. 30 yaş sendromu yaşamadan önce evlenmek istiyordu.  Aklına takılan bir şey vardı. Aşk denilen şey gerçekten var mıydı ? Eğer aşk varsa aşk evliliği yapmalıydı.  Eğer yoksa aşkı arayayım derken münasip taliplerini boşu boşuna reddetmemeliydi.

Annesine sordu. Annesi aşk diye bir şeyin olduğunu ama zamansız gelen bir piyango gibi olduğunu söyledi. “Nasıl yani, piyango ne zaman çıkarsa çıksın, iyi değil midir?” dedi Yasemin. Annesi açıkladı:

-Mesela sen hiç tonla borcu olan birisine tam da senetleri ödeyeceği zaman piyango çıktığını gördün mü ? Aşkın kapıyı ne zaman çalacağı belli olmaz. Bazen de saçma sapan kişilere aşık olursun. Garip bir duygudur aşk. Sen evlilik için aşık olmayı beklememelisin.

Annesinin sözlerine kulak verdi Yasemin. Zaten aşk diye bir şey varsa bir kere olsun kapısını çalması gerekmez miydi? Bazı delikanlılara gönlünü kaptırdığı olmuştu. Ama bunlar geçici şeylerdi. Bir süre sonra herkes yoluna gidiyordu.

Bir süre sonra hali vakti yerinde bir ailenin oğlu ile tanıştı Yasemin. Genç fena değildi. Mantık evliliği yapmanın zamanı gelmişti. Evliliğinin üzerinden üç ay geçmişti ki eşinin iş arkadaşlarından birine garip duygular beslemeye başladı. Aşktı bu sanki. Bu kişi hem iş arkadaşı hem de aile dostuydu. Birlikte gidilen piknikte edilen kısa bir sohbet bu aşkı başlatmıştı. Üstelik adam evliydi.

Annesinin sözlerini hatırladı Yasemin. Aşk hakikaten zamansız gelen bir duyguydu. Ne yapacağını bilemedi, duygularını bastırmayı denedi ama olmadı. Aşık olduğu kişinin kedine olan duygularından da emin değildi.

Bu oldukça zor bir durumdu. Sevdiği kişiye kavuşamamak ıstırap veriyordu. Yasak aşk yaşamak istemiyordu. Sevdiğine kavuşması için iki yuvanın yıkılması gerekiyordu. Bir kere daha annesine danışmaya karar verdi. Annesi ona küçüklüğünde yaşadığı bir olayı hatırlattı:

-Kızım sen küçükken bir gün uçurtma uçurmak istemiştin. O gün rüzgarlı bir gündü, başkalarının uçurtmaları gökyüzünde dans eder gibi uçuyordu.Fakat baban sana uçurtma yapana kadar rüzgar kesilmişti. Rüzgar çıkmasını saatlerce beklemiştik. Bazen bir esinti çıkıyor, uçurtma biraz havalanıyor, sen sevinçten el çırpmaya başlayınca rüzgar kesiliveriyordu. Rüzgarın seninle dalga geçmesine kızıp uçurtmayı parçalamıştın o gün. Uçurtma kırılınca da düzenli bir rüzgar çıkmış, hiç kesilmemişti.

İşte aşk dediğinin kiminin uçurtmasını saatlerce uçuran, kimisiyle de dalga geçen kahpe bir rüzgardır.

Bu yazı 813 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri evden eve nakliyat Simyacı özet kısa ve öz Hikaye haritası ne demek