Aşk hikayeleri 1


Güzelliğe aşk.

Tiye küçük oğlu Amenhotep’i uyandırmadan önce dakikalarca seyretti. Amenhotep uykusunda gülümsüyordu. Şu yüz ifadesi ne kadar da masum ve güzeldi. Keşke güzel olan her şey daima güzel kalabilseydi. Acaba şimdi masum ve sevimli olan 11 yaşındaki oğlu Amenhotep de büyüyünce diğerleri gibi zalim birisine mi dönüşecekti?

Annesinin yumuşak dokunuşlarıyla uyanan Amenhotep havanın hala karanlık olduğunu görünce annesine sitem etti:

-Yapma anne gene mi ayin? Şu ayinleri gündüz yapsanız olmuyor mu? Geceleri tanrılar bile uyuyordur.

-“Kalk oğlum güneş tanrısı Ra’ya kulluğumuzu göstermek için güneş doğmadan önce tapınakta olmalıyız.” dedi annesi Tiye.

Tiye yüzbinlerce kişinin önünde saygıyla eğildiği III.Amenhotep’in, yani Mısır o zamanki hükümdarının’ın saygıdeğer eşiydi. Ama sonuçta o da bir anneydi. Küçük oğlunun nazlarına seve seve katlanırdı.

Güzele aşık biriydi Tiye. Ateşi pislikleri yakıp yok ettiği, suyu arınmayı sağladığı, toprağı da kiri pası, çirkin olan her şeyi örttüğü için severdi. Çünkü temizlik güzelliğin ta kendisiydi onun için. Bir zaman gelecek çirkin olan her şey ateş, su ve toprak tarafından temizlenecekti inancına göre.

Tiye Mısır’ın ne resmi dinine ne de uyduruk tanrılarına inanırdı. Bunlar Mısır hükümdarlarının iktidarlarını pekiştirmek, halkı kendilerine kul yapmak için sırtını dayadığı uyduruk şeylerdi. Bir zaman gelecek dünya bu pislikleri kendi üzerinden atacak, kendi kendini temizleyecekti Tiye’ye göre.

Keşke şu an olduğu durumda olmasaydı. Tiksindiği, nefret ettiği uyduruk din sayesinde toplumca değer görüyordu. Keşke Afrika’nın ücra bir kabilesinin üyesi ya da Mezopotamya’da bir köylü olsaydı. Çirkin ve çıkarcı bir sistemin önemli bir parçası olarak yaşamak ona acı veriyordu. Ne pahasına olursa olsun oğlu Amenhotep’i doğruluk yolunda yetiştirecekti.

Ama şimdi küçük oğlu Amenhotep’e doğruları söylemenin zamanı değildi. Anne kalbi için çocuğunun yaşaması daha önemliydi. Bir zaman gelecek kendisindeki ışığı oğluna aktaracak, oğlu da ömrünü doğruluğa,  güzelliğe adayacaktı.

Amenhotep istemeyerek de olsa yatağından kalktı. Annesi odadan çıkınca hizmetkarlar içeri girerek Amenhotep’i giydirmeye, süslemeye başladılar.

Bu sırada Amenhotep biraz sonra kutsayacağı tanrılara içinden saydırmakla meşguldü. Tapınaktaki ayin her zaman ki gibi sıkıcıydı. Annesi, babası, arkadaşları, kuzenleri neredeyse tanıdığı herkes gösterişli kıyafetlerini giymiş Amon rahiplerinin yönettiği töreni huşu içinde izliyordu.Rahiplerin ürpertici uğultuları andıran  dualarıyla başlayan ayin güneşin doğuşuyla hızlı ve coşkulu bir hale dönüşmüştü. Ayin sonunda herkes mutluydu. İktidarını bir kez daha pekiştirmiş olan III. Amenhotep  mutlu, görevini başarıyla yerine getiren amon rahipleri daha da mutluydu. Çünkü Mısır dini iktidar demekti, ne kadar güçlenirse ve yaygınlaşırsa onlar da güçleniyorlardı. Saray ahalisi ve halkın ileri gelenleri de mutluluk içerisindeydiler. Çünkü kendilerini ayinde III. Amenhotep’e gösterebilmek onlar için sevinç kaynağıydı.

Küçük Amenhotep de tören bittiğinde mutlu olanlardı. Fakat onun mutluluk sebebi başkaydı. Törende Spekramon’u yeniden görmüştü. Spekramon babasının güvendiği komutanlardan birinin kızıydı. Babası iki hafta önce güneyli isyancıları bastırmak için savaşa gitmiş, Spekramon’u da yanında götürmüştü.

İki haftadır Spekramon’u görememek küçük Amenhotep için ıstıraba dönüşmüştü. Amonhotep için Spekramon başkaydı. Her gün Spekramon’la oynasa bıkmazdı. Acaba Spekramon’un güzelliği mi, yoksa iyi bir oyun arkadaşı olması mı Amenhotep’i çekiyordu. Yoksa aşık mıydı? Belki de diğerler insanlar gibi o da güzel olan her şeyle daha ilgiliydi.

Bu yazı 513 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir adet yorum var.

  1. tufan erkorkmaz dedi ki:

    güzel bir hikaye, bakalım sonu nereye varacak ?

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri evden eve nakliyat Simyacı özet kısa ve öz Hikaye haritası ne demek