Baattin forever


Baattin karikatürlerini duygularının dışavurumu olarak kullanıyordu. İlham kaynağı kendi kalbiydi. Genellikle sitem içeriyordu karikatürler. Başta kimse anlamıyordu karikatürlerini o da zaten kimsenin anlamasını istemiyordu zaten. İlkokuldaki aşkının, -hani anne ve babasının dalga geçtikleri- onu reddetmesi karikatür işine hız vermesine yol açmıştı. Artık tüm topluma karşı öfkeliydi.

Reddedilmesi şöyle olmuştu. Baattin uzun süren kararsızlığın ardından ilk aşkına açılmaya karar vermişti. Ona bir hediye alarak duygularını çıtlatmak istiyordu. Bu aşkına ilk ve son hediyesi olacaktı. Kendine göre gayet romantik bir hediye seçmişti Baattin. Ucuz ve duygusal bir hediye. Parkta bulduğu bir çift uğur böceğini evden getirdiği kibrit kutusuna koyup aşkına vermeyi düşünmüştü. Bu ona göre ince bir düşünceydi. Uğur böcekleri bir birini seven iki çifti temsil ediyordu. Onları aşkına verecek , kızcağız da kibrit kutusunu açınca böcek aşıklar kanatlanıp özgürlüğe uçacaklardı. Böyle bir romantik girişten sonra sevgisini belli edecekti Baattin.

Ama işler öyle gitmedi. Kibrit kutusunu alan kız açınca içinden çıkan uğur böceklerini görür görmez çığlığı bastı. Baattin bunu beklemiyordu. Kızın romantizm yaşayacağına şartlanmıştı. Kız “Neden yaptın bunu bana?” dedi. Baattin afallamıştı ”Seni sevdiğimden” dedi. Kız “Salak kuş beyinli” diyerek minik bir kalpte başlayan büyük bir aşkın neşvü nema bulmasını önledi. Yani reddetti bizimkisini. Sadece bu kadarla kalmadı Baattin in aşkını sınıfta herkese ifşa etti.

Niye işler hep böyle gidiyordu ki? Önce kötü, daha sonra da feci. Kızın cezası günlükte tavuk olarak resmedilmekti. Tombul ve çirkin bir tavuk.  Bem beyaz sayfa kocaman kahverengi bir tavuk. Bunun sırrını Baattin den başkasının anlaması imkansızdı. Halbuki bu belki de ödül alması gereken bir karikatürdü olması bizimkisine. Şişman tavuk estetik yoksunluğu temsil ediyordu. Yani artık aşk maşk kalmamış, sevginin yerini nefret ve iğrenme almıştı.

Karikatürlere nefret unsuru ilk o zaman girdi. Daha sonra yerini sağlamlaştırdı. Okulun ergenlik budalası çocukları karikatürlerin baş kahramanları idi artık. İlk aşkını alaycı şekilde karikatürize etse de kalbinden çıkaramıyordu. Bu durum onu aşkın ve kızların sırlarını araştırmaya itti. Babasına açılsa ne olacağını biliyordu bu sefer deneme yanılma yoluna gitti. İlk aşkından sonra da aşkları oldu. Bazıları sadece hoşlantıydı, bazıları ise aklını başından alacak kadar kuvvetli duygu yoğunluğu içeriyordu.

İşte o zamanlarda romantik karikatürler de çizmeye başladı. Bazen güzel bir gül bazen incecik bir çubuğa tatlı gülümseyen dudaklar yerleştiriyordu. Aşk varsa, aşk acısı da vardı elbette. Baattin kızlarla girdiği aşk oyunlarından genellikle kalbi kırık ayrılıyordu. Ya reddediyorlar ya da arafeyi gösterip bayramı göstermiyorlardı eksik etekler.

Bu deneme yanılmalar sonucunda Baattin bir arpa boyu bile yol alamıyordu. Anlaşılan kızları anlamak imkansızdı. Ama vazgeçmeye niyetli değildi. Yine denedi , yine denedi. Acaba büyük hedefler mi koyuyordu kendine. Salaş tipleri gözüne kestirdi. Bu sefer başarı oranı yüksekti ama başardığına değmiyordu. Gerçi bazı bücür karafatmalar bile reddedebiliyordu ama seviye düşünce başarı grafiği kaçınılmaz olarak artıyor fakat başarma keyfi diye bir şey olmuyordu. Bazıları ise kızlar konusunda epe başarılıydı. Bunlarda olsa olsa şeytan tüyü olmalıydı. Yoksa lise dediğin ergen toplama kampında, güçlü, zengin diye bir şey olmadığına göre havalı olanlar bu havayı neye borçluydu. Kızlar bir oğlanı beğendiğinde pörtleyen sivilcelerini görmezden gelebiliyorlardı. İşin sırrı neydi acaba?

Devam edecek…

 

 

Bu yazı 611 kere okundu.
Etiketler:
absürt baattin hikaye
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri