Bilgisayar bağımlılığı ile ilgili hikayeler


Aşağıda bilgisayar bağımlılığı ile ilgili 3 adet hikaye yer almaktadır.

Bilgisayar bağımlılığı ile ilgili hikaye 1

Nasıl bilgisayar bağımlısı oldum ?

Orta ikideydim. Arkadaşlarım teker teker kendi kişisel bilgisayarlarına sahip olmaya başlamışlardı. Evinde bilgisayarı olan arkadaşlarım bilgisayarın yararlarını anlata anlata bitiremiyorlardı. Saatlerce elle ödev yazmana gerek kalmıyormuş, 5 dakikada ödevleri internetten indirebiliyormuşsun, canın hiç sıkılmıyormuş, çeşit çeşit oyunlar varmış, artık toplama çarpma işlemlerini hep bilgisayardan yapıyorlarmış…

Benim de bilgisayarım olmalıydı. Bilgisayarın nimetlerinden ben niye nasiplenmiyordum ? Babama bilgisayar istediğimi söyledim. Önce umursamadı daha sonra karne hediyesi olarak bana bilgisayar  alabileceğini söyledi.

Çok çalışıp kırık notlarımı düzelttim. Sene sonunda annem ve babamla bir bilgisayar mağazasına gittik. Ben en pahalısından istedim. Çok pahalı olmasa da nispeten iyi bir bilgisayar alındı.

O yaz tatili neredeyse evden hiç çıkmayıp bilgisayarla oynadım. Yeni oyunlar keşfetmek ve oyunlarda bir üst tura çıkmak inanılmaz eğlenceliydi. Bazen oyuna ara vermemek için öğün atladığım bile oluyordu.

Yaz tatili sona erince artık hayatımın bir parçası olan bilgisayarı bırakıp okula gitmek zoruma gitmişti. Okulda iken derslere konsantre olamıyor, sürekli önceki akşam yarıda bıraktığım oyunda nasıl tur atlarım onu düşünüyordum.

Kendimi derslere verememenin neticesini ilk yazılılarda gördüm, birkaç tanesi hariç diğerlerinden kırık not almıştım. Babam buna köpürdü bilgisayarı bana yasaklayacak oldu. Hemen ödevleri bahane ettim. Ödevleri yapamazsam notlarım daha da düşecekti.

Babam günde bir saat bilgisayar başında kalmama müsaade etti. Fakat bir saatçik zaman dilimi hem oyun oynamaya hem de ödevlerime yetmiyordu. Sürekli bilgisayar başında geçirdiğim zamanı uzatmaya çalışıyor, ödevlerin bazılarını yapmayarak daha fazla oyun oynamaya çalışıyordum.

Güya bilgisayar alınınca derslerim daha iyiye gidecekti, hiç de öyle olmadı o sene ara tatil karnesinde 4 kırık notum vardı. İkinci dönem düzeltirim diye vaatlerde bulundum. Ama bilgisayar oyunları o kadar cazipti ki bir türlü kendimi derslere veremiyordum. O sene zar zor kırıkları kurtardım.

Yaz tatili gelince kendimi yine bilgisayar oyunlarına verdim. Nasılsa 2-3 ay ders çalışma derdim yoktu. Anne ve babam o yaz beni bir yaz kampına yazdırmak istemişti. Yaz kampından kişisel becerilerimi artırma, sorumluluk alma deneyimini yaşama, yeni yerler görme ve yeni insanlarla tanışma fırsatım olacaktı. Ama bilgisayarda oyun oynamayı tercih ettim.

Ertesi sene derslerim daha kötüydü buna ilave olarak neredeyse hiç arkadaşımın olmadığını fark ettim. İnsanlarla iletişim kurma becerim azalmıştı, neredeyse asosyal biri olmuştum.  Sadece bilgisayar başında oturmak beni mutlu ediyordu, hayatı tamamen ıskalıyordum.

O zamanlar fark etmediğim, daha sonra anladığım şey ise bilgisayar başında oturmanın sağlığımı da bozduğu idi. Öğün atlıyor ve sağlıklı besinler yerine hızlı tüketilen abur cuburları tercih ediyordum. Sürekli oturmaktan kilo almış bel ve sırt ağrılarım başlamıştı.

Hayatımda bilgisayar bir yanaydı diğer her şey bir yana. Bilgisayarı seçtiğim için sağlığımı, derslerimi, arkadaşlarımı ve ailemi ihmal etmiş deneyim kazanmam gereken yıllarda sadece oyun hileleri konusunda deneyim sahibi olmuştum.

İşin kötüsü bunları bilmeme rağmen bilgisayar bağımlılığından kurtulamıyordum. Beni bilgisayar bağımlılığından kurtaran şey ömrü dolan ana kartın bir gün yanması oldu. Babam bilgisayarımı tamir ettirmedi.

Bilgisayarsız ilk birkaç gün çok zordu. Ama bir süre sonra hayattan yeniden lezzet almaya başladığımı fark ettim. Eski günleri hatırlayınca saatlerde bilgisayarda oyun oynadığım günler bir zombiden farksız olduğumu anladım.

Bilgisayar elbette önemli bir gereksinimdi. Ama ben bu imkanı yerli yerince kullanamamıştım. Bir süre bunları düşündüm. Babam akıllandığımı görünce bana yeni bir bilgisayar aldı. Bu sefer kendimi bilgisayara kaptırmadım, hayatın başka güzelliklerine de odaklandım.

Bilgisayar bağımlılığı ile ilgili hikaye 2

Tek arkadaşım bilgisayardı

Her gün internet kafeye gidim meşhur silah oyunundan oynuyordum. Evden aldığım harçlık tamamıyla internet kafe masrafına gidiyor eve hep aç geliyordum. Yetersiz beslendiğim veya derslerimin kötü gitmesi hiç umurumda değildi. Oyunda birkaç adam vurunca kendimi rahatlamış hissediyordum.

Haberim yoktu ama ben bilgisayar bağımlısıydım. Baban internet kafeye gitmeyeyim diye bana bilgisayar aldı. Bu sefer de evden çıkmaz oldum. Sürekli bilgisayar oynuyor, arkadaşlarıma vakit ayırmıyordum. Hiç arkadaşım yoktu ama hiç umurumda da değildi.

Günler ayları, aylar yılları kovaladı. Üniversite sınavına hazırlanmam gerekiyordu ama bilgisayar bağımlılığım nedeniyle ders çalışmak istemiyordum. Zaten yıllarca ders çalışmamış hep oyun oynamıştım.

Ailemin ve arkadaşlarımın uyarılarına karşı sağır kesilmiştim. Bir zamanlar çocuktum ama öyle kalmadım. Büyüdüm bir işim bir eşim olması gerekiyordu ama kimse gibi “niteliksiz” birine değer vermiyordu.

Neden değer göremiyordum. Çünkü hiçbir becerim, başarım yoktu. Hayatını sadece bilgisayar oynamaya adayan zavallının tekiydim. Kimse benimle arkadaş olmak istemiyordu. Bir kız sevdim konuşmasını beceremediğimden ona açılamadım bile.

Çünkü sürekli bilgisayar başında olmam nedeniyle insani ilişkilerin zayıftı. Kendini ifade edemiyordum. 20’li yaşlara gelince “ne olacağım ben” diye düşünmeye başladım.

Öncelikle sorunun kaynağı neydi onu araştırmalıydım. Cevap burnumun ucundaydı. Bilgisayar bağımlılığı beni mahvetmişti. Zararın bir yerinden dönmem gerekirdi. Ben de öyle yaptım. Artık bilgisayar benim efendim değil işimi gören kölem olacaktı.

İlk iş olarak bana yararı olmayan oyunları bilgisayardan sildim. Bu bana epey zaman kazandırdı. Artım en azından iş arayacak vaktim vardı. Arayan bulur derler bir hamburgercide  iş buldum. Oldukça ağır bir işti ve parası azdı. Keşke zamanında derslerime ağırlık verip mühendis olsaydım. Çok daha iyi bir hayatım olurdu.

Ama artık o süreç geride kalmıştı. Üniversite treni kaçtığına göre bulduğum her ipe tutunmak zorundaydım. Hamburgercide servis elemanı olarak çalışırken hayatımın aşkı ile tanıştım. Bir çok arkadaşım oldu.

Şimdilerde halen de hamburgercide çalışıyorum ama maaşıma kıdem zammı yaptılar. Hayatımın aşkı ile evlendim ve çocuklarım var. Keşke bilgisayara harcadığım yılları daha doğru şeylere harcasaymışım. Hayat bilgisayar bağımlılığı olmadan daha güzel.

Bilgisayar bağımlılığı ile ilgili hikaye 3

Bilgisayar bağımlısı bir kocanın hikayesi

Rauf işten eve gelince her zaman yaptığı gibi ellerini ayaklarını yıkadı ve kendisi için hazırlanmış sofraya oturdu. Eşi başladı konuşmaya. Kah küçük çocuğun öğretmeninden, kah üst komşunun elektrik süpürgesi sesinden dert yandı.

Şermin konuşuyor Rauf sessizce dinliyordu. Aslında dinlemiyor dinlermiş gibi yapıyordu. Bazen dinlemediği anlaşılması diye, “Hımm, tamam, öyle” gibi şeyler mırıldanıyordu. Aslında beyin hücrelerinin tamamıyla meşgul olduğu konu az sonra bilgisayar başına geçtikten sonra dün yarıda kalan strateji oyununda izleyeceği stratejiydi.

Önce rakip kabilenin köyünü mü yakmalıydı yoksa eldeki imkanları teknolojiye harcayıp bilimsel buluşlar yaptıktan sonra ordusunu teknolojik silahlarla kuşatmak marifetiyle iri ve güçlü bir ordu kurup Büyük İskender misali istila seferine mi çıkmalıydı ?

Rauf ne eşi Şermin’in gündelik sorunlarıyla, ne çocukların sorumlulukları ne de dünyayla ilgileniyordu. Onun dünyası bilgisayarın içinde gizliydi. Gerçek dünya ile alakası yoktu. Bu nedenle ne henüz lise 3’e giden kızının serserilerle kırıştırdığından, ne bilgisayar başında saatlerce oturması nedeniyle, birkaç ay içinde belinde oluşacak fıtıklardan haberi yoktu.

Tam 45 yaşındaydı ama ergenler gibi sadece bilgisayar oyunu oynamaya odaklıydı. Tam bir bağımlısıydı. Arkadaşları ve komşuları ile nereneyse hiç iletişimi yoktu. Aslında bunları dert etmiyordu, ot gibi yaşıyordu ama bundan haberi yoktu.

Rauf bey nasıl berbat bir hayat yaşadığının farkında değildi ama çevresindekiler farkındaydı. Şermin sözlerinin Rauf tarafından dinlemediği, ciddiye alınmadığı eskiden beri farkındaydı ama sabrediyordu. Bir gün boş bir sabrın hiçbir şeye yaramadığına kanaat etti ve çocuklarını da alıp annesinin evine gitti.

İşte ancak o zaman bilgisayar bağımlısı Rauf’ta bir miktar aydınlanma oldu. Yuvasının dağılmasını istemiyordu. Yaşadığı nasıl bir hayattı ve sorumluluklarını yerine getirmeye engel olan bilgisayar bağımlığından nasıl kurtulabilirdi ? Şermin eve geri dönmek için Rauf’un bilgisayar bağımlılığından kurtulmasını ve daha önce verdiği sözleri tutmasını şart koşuyordu.

Rauf Şermin’in tüm şartlarını kabul etti. Şermin eve döndü ama bilgisayar kullanamamanın verdiği yoksunluk Rauf’u eskisine göre mutsuz ve agresif yapmıştı. Çocukları azarlıyor Şermin’e sık sık çatıyordu. Nihayetinde Şermin Rauf’a “günde bir saat bilgisayar kullanabilirsin” deyince dünya Rauf’un oldu.

Bilgisayar başındaki günde bir saati bir süre sonra iki saate daha sonra da dört saate çıkaran Rauf sadece bilgisayarda oyun oynarken mutluydu. Ama bu mutluluğu uzun sürmedi. Uzun süre oturmaktan fıtık olan Rauf çektiği acılar nedeniyle çok sevdiği bilgisayar oyunlarına ara vermek zorunda kaldı.

Maalesef fıtık Şermin kadar merhametli değildi Rauf ne zaman bilgisayar başına geçse birkaç dakika içinde ağrılar nüksediyordu. Bu sayede aylarca bilgisayar oyunu oynayamayan Rauf oyunlardan soğudu ve bilgisayar bağımlılığından kurtuldu.

Bu yazı 351 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri evden eve nakliyat Simyacı özet kısa ve öz Hikaye haritası ne demek