Cengiz Aytmatov Gün Olur Asra Bedel kompozisyon


Cengiz Aytmatov Gün Olur Asra Bedel isimli romanında insanları özbenliğini koruma ve geçmişini unutmama konusunda uyarmaktadır. Nereden geldiklerini ve kim olduklarını unutanların başkalarının kölesi olacaklarını gayet edebi bir dille anlattığı Olur Asra Bedel romanında anlatılan iki hikaye dikkat çekicidir.

Birincisi mankurt oğlunu düşmanın elinden kurtarmak için ölümü göze alan Nayman Ana’nın trajik hikayesi, diğeri ise kardeşi ve akrabaları istediği diye aşkından ve çok sevdiği aşk şarkılarını söylemekten men edilen Raymalı Ağanın kardeşi Abdilcan’a yalvarması hikayesi.

Gün Olur Asra Bedel roman 2. Dünya Savaşında Sovyetler Birliği adına cephede çarpışmış ve yara almış Yedigey Cangeldi isimli bir Türk’ün yaşamı üzerinden kurgulanmıştır. Çoğu insanın bir an önce kaçıp kurtulmak istediği Boranlı tren aktarma istasyonunda arkadaşı Kazangap ile canla başla görevini yapan Yedigey’in tek dileği uzun yıllarını birlikte geçirdiği Kazangap’ın naaşını Ana-Beyit denilen atam mezarlığına gömebilmektir.

Ama o dönem ülkeyi yönetenlerin halkın kültürel mirasları ve kimlikleri umurunda değildir. Ana-Beyit mezarlığı kimseye sorulmadan uzay istasyonuna çevrilmiş ve bu yüzden de o toprakların asıl sahipleri bu mezarlığa gömülememektedir. Üstelik Kazangap’ın oğlu Sabitcan gibi mankurt kişiler devletin bu tutumunu desteklemektedirler. Çünkü mankurt kişiler geçmişini unutmuş ve sadece kişisel menfaatleri doğrultusunda yaşayan, bu doğrultuda başkalarına kulluk yapan kişilerdir.

Cengiz Aytmatov Gün Olur Asra Bedel romanında “mankurt”un ne demek olduğunu Nayman Ana’nın hikayesinde anlatmıştır. Efsaneye göre zamanında bölgeye hakim olan Juan-juanlar oldukça vahşi bir kavimdir ve ele geçirdikleri esirlere türlü türlü işkenceler ederek, hayatta kalanlarında hafızalarını silerek kendilerine bağlı köleler yapmaktadırlar.

Kafasındaki saçlar kazınan esirin başı deve derisi ile kaplanmakta, deri küçüldükçe başı sıkarak şiddetli ağrı yapmakta, uzun süre güneşte kalma ve deve derisi işkencesi neticesinde esir hafızasını yitirmektedir. Geçmişini hatırlamayan esir sahibine tam bir bağlılık ile hareket etmekte ve bundan sonra ona mankurt denilmektedir.

Nayman Ananın oğlu da mankurtlaştırılmıştır. Nayman ana oğlunu juan-juanların elinden oğlunu kurtarmak ister ama bizzat kendi oğlunun attığı okla ölür.

Juan-juanların mankurtlaştırma yöntemi modern zamanda da şekil değiştirerek devam etmektedir. Sovyetler Birliği yönetimindeki halkın gelenekleri, dinleri, geçmişi unutturulmuş ve halk mankurtlaştırılmıştır. Mankurt kişiler eliyle de bu düzene karşı gelenler cezalandırılmaktadır.

Cengiz Aytmatov Gün Olur Asra Bedel romanında bunun örneğini arkadaşı Abutalip üzerinden verir. Savaş esiri olduğu için dışlanan Abutalip, eşi Zarifeyle Boranlı istasyonuna göç etmiştir. Yaşadıklarını anı defterine yazarak kendinden sonra gelenlere anlatmak istemektedir. Fakat mankurt bir müfettiş olan Tansıkbayev bunu üstlerine rapor etmiş, Abutalib’in önce tutuklanmasına, daha sonra da ölümüne sebep olmuştur.

Romandaki diğer bir mankurt kişi ise babasının Ana-Beyit mezarlığına gömülmesine engel olunmasına kayıtsız kalan Sabitcandır. Okuyup büyük adam olsun diye yatılı okullarda okutulan Sabitcan dinini, örfünü unutmuş, amirleri ne derse yapan, kişisel çıkarı doğrultusunda hareket eden biri olmuştur.

Mankurtlaştırma, yani birinin hafızasını alma, kendine köle etme işlemi sadece örf ve adetlerle sınırlı değildir. Cengiz Aytmatov Gün Olur Asra Bedel romanında anlattığı Raymalı Ağa’nın kardeşi Abdilcan’a Yalvarması hikayesinde genç bir kısa aşık olan 60 yaşındaki Rahim Ali (Raymalı diye okunmaktadır) Ağa’nın trajik hikayesi anlatılmaktadır.

Akrabaları ve kardeşi kendinden neredeyse 40 yaş küçük birine aşık olan Raymalı Ağa’yı kınamaktadır. Raymalı ağa ile genç sevgilisi Begimay evlenirse bucak başkanlığı seçimine aday olacak Abdilcan’ın kariyeri olumsuz etkilenecektir. Abdilcan Raymalı Ağayı ağaca bağlar ve yalvarmasına da aldırmaz. Böylece iki aşık ayrılır. Mankurtlar için önemli olan sadece bucak başkanlığı, yani çıkardır, “aşk” kavramını veya başkalarının duygularını umursamazlar.

Cengiz Aytmatov Gün Olur Asra Bedel romanında aşkından ayırılan kişi ise Yedigey’dir. Ölen Abutalip’in karısı Zarife’ye aşık olan Yedigey toplum baskısı nedeniyle aşkını açıklayamaz. Komşuları ve arkadaşları bu aşkı sezer ve Yedigey devesi Karanar’ın peşine düştüğü bir gün Zarife ve çocuklarını Boranlı’dan uzaklaştırırlar.

Bu olay tam da kızışma döneminde iken dişi develerin peşine giden Karanar’ın Boranlı’dan kaçtığı gün olmuştur. Ak-Moynak Köyünden Kospan, güçlü bir erkek deve olan Karanar’ın kendi develerine saldırdığını ve gelip almazsa öldüreceğini bildiren bir mektup yazmıştır Yedigey’e. Bu nedenle de Yedigey hayvanın içgüdülerini bildiği halde dişilerden ayırmıştır. İnsanların aşkına saygı duyulmadığı bir yerde hayvanların duygularını kim düşünür ?

Cengiz Aytmatov Gün Olur Asra Bedel romanı baştan sona keder ve trajedi ile bezenmiştir. Belki de mankurtlaşmanın, kimliksiz hale gelmenin, yüce duyguları yok saymanın nelere mal olacağı ancak bu şekilde anlatılabilirdi.

Bu yazı 53 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri evden eve nakliyat Simyacı özet kısa ve öz Hikaye haritası ne demek