Çoklu aşk hikayesi


Berber Hüseyin dükkanını açmaya gittiğinde yandaki dükkandaki tadilatın bittiğini gördü. Hatta eleman bile almışlardı. Liseyi yeni bitirdiği anlaşılan bir kız kapının önlerini yıkıyordu. Şöyle içeri baktı. Galiba çocuk kıyafetleri satacaklardı. İçeri girdi, reyonları dolaştı. O sırada masada oturan Nezaket hanımı fark etti. Nezaket hanım kırklı yaşlarda dul bir iş kadınıydı. Tavırlarından uzun süredir esnaf olduğu belliydi.

-Hayırlı olsun, ben Hüseyin, yandaki berberim. Dükkanın sahibi siz misiniz ?

-Evet dükkanı ben kiraladım, başta adam olmayınca bir iş tutmak lazım.

Kadın sıcak kanlı, içten birisine benziyordu. Şık giyimliydi. Dul olduğuna göre de koca adayı arıyor olabilirdi. Berber Hüseyin’in gözü kadını tutmuştu. “Keşke Leyla yerine bu kadınla evli olsaydım” diye düşündü.

Berber Hüseyin’in karısı ile sorunları vardı. Karısı ev hanımıydı, anlayışlı biri sayılmazdı. Nezaket gibi iş hayatının çilelerini bilen biri olsaydı mutlu bir evliliği olacağını düşündü Hüseyin. İlerleyen günlerde Nezaket ile arasını sıcak tutmaya çalıştı. Kim bilir Nezaket’in gönlünü kazanmayı başarabilirdi belki de! Bu takdirde Leyla’yı boşamakta tereddüt etmezdi.

Nezaket’in dükkanın öbür yanında Fikret’in kundura dükkanı vardı. Fikret karısı ile yaşadığı sorunları atlatamamış ve boşanma aşamasına gelmişti. Fikret ve Berber Hüseyin uzun süredir aynı mahallede oturuyorlardı.

Berber Hüseyin Fikret’in Nezaket konusunda kendisine rakip olabileceğini düşündü. Onu ekarte etmeliydi. Fikret de kısa süre sonra Nezaket’e yazılmaya başladı. Berber Hüseyin Fikret ile arasını bozmadan onu devre dışı bırakmanın yollarını aradı. İlk işi Fikret’in dedikodusunu yapmak oldu. Önce Fikret’in sörf tahtasının fiyatının yüksek bulup ütü masasıyla sörf yapmaya çalıştığı yaz tatilini anlattı. Üstelik Fikret kendisini sportmen biri gibi göstermek için sörf yaptığını –sörfü ütü masası ile yaptığını saklayarak- aylarca anlatmıştı. İşte Fikret hem yalancı hem de cimri biriydi. Üstelik garip takıntıları vardı. Kendini entel göstermek için metroda otobüste yanında kitap taşırdı.

Fikret ısrarcı biriydi, birine kancayı takarsa elde edene kadar bırakmazdı. Eğer Nezaket’i elde etmek istiyorsa  Fikret ile çetin bir mücadeleye girmek gerekirdi.

Enerjisini Nezaket’e harcayan Berber Hüseyin, karısı Leyla ile pek ilgilenmiyor, ilgisi giderek azalıyordu. Leyla ise bunu umursar gibi görünmüyordu.

İlerleyen günlerde Berber Hüseyin’in dikkatini bir şey çekti. Nezaket sık sık Fikret’in dükkanına giriyordu. Acaba Fikret bu yarışta öne mi geçmişti ? Nezaket’in ayağını o dükkandan kesmeliydi. Nezakete:

-Benden duyma ama Fikret cimrinin önde gidenidir. Para dışarı gitmesin diye üniversite öğrencisi oğlunu dükkanda tezgahtar olarak çalıştırıyor, dedi Hüseyin.

-Ya öyle mi! Yazık çocuğa, bekar değil mi o genç ?

-Delikanlı 25 yaşına geldi ama cimri babası onu everir mi? Yoksa nasıl dükkanında üç kuruşa çalıştıracak ?

Berber Hüseyin’in çabaları pek de faydalı olmuyordu. Nezaket Fikret’in dükkanına eskisinden daha sık ziyaret ediyordu. Belki de Fikret’in gözünü korkutmak gerekirdi. Bir gün Hüseyin Fikret’in dükkanına uğradı. Karşısında Hüseyin’i gören Fikret’in yüzü kireç gibi beyaz oldu. Demek ki yaptığının farkındaydı.

Hüseyin havadan sudan konuştuktan sonra asıl meseleye girdi:

-Sen boşanmış mıydın Fikret ?

-Bir iki celseye boşanacağım galiba !

-Peki buldun mu yeni bir aday ?

Fikret yutkundu. Sakladığı bir şeyler vardı:

-Şimdilik boşanma konusuna odaklandım, yeniden evlenme sonraki iş.

Alnından dökülen terler, doğru söylemediğini gösteriyordu. Hüseyin Nezaket’ten uzak dur demek isterdi ama kendisi evli Fikret ise boşanmak üzereydi. Yutkundu bir şey söylemeden dükkandan çıktı.

Berber Hüseyin’in kafasını karmaşık bir matematik hesabı meşgul ediyordu. Önce denklemde bildiklerini kağıda döktü:

Birincisi; Nezaket hanım duldu ve koca aradığı belliydi. Bu fırsatın kaçırılmaması gerekirdi.

İkincisi;Karısı Leyla ile problemleri vardı ve düzelecek gibi görünmüyordu. Ama Leyla’dan ayrılıp da Nezaket ile evlenemezse evdeki bulgurdan da olacak, hatta sefil bir duruma düşecekti. Karısız hayat çekilmezdi.

Üçüncüsü; Fikret ile Hüseyin seçenekleri arasında Nezaket sanki Fikret’e daha yakındı. Belki de Hüseyin’in evli olması, Fikret’in ise boşanma aşamasında olmasının bunda etkili olabilirdi.

Bunları değerlendiren Hüseyin kafasında yapılacak işlerin listesini belirledi:

-Nezaket’in Fikret’e ilgisi ne boyutta ?

-Leyla’dan boşanırsa Nezaket’in ibresi Hüseyin’e döner mi ?

-Fikret’in Nezaket’e ilgisi ne boyutta ?

-Karım  Leyla benden boşanır mı?

Bu soruların cevabını bulması gerekirdi. İlk işi Nezaket’in duygularını yoklamak oldu. Nezaket’in dükkanına girerek:

-Bu sefer kahveler benden, dedi.

Hüseyin lafı dolandırıp bilmek istediği konuya getirdi:

-Geçen sizi Fikret’in dükkanında gördüm. Çok güldürüyor olmalı sizi. Sık sık görüşüyorsunuz galiba.

-Zannettiğiniz gibi bir şey yok aramızda.

-Evlilik falan düşünmüyor musunuz?

-Evlenirim de Fikret’le değil her halde!

Demek ki boşuna endişelenmişti. Bir de Fikret’i yoklamalıydı. Fikret’in dükkanına girince Fikret yine garipleşmişti.

-Nasılsın Fikret ?

-İyiyim çok şükür sen nasılsın ?

-Pek iyi görünmüyorsun ama ?

-Son zamanlarda tansiyon problemi çıktı bende!

Hüseyin lafı dolandırmadan söze girdi.

-Nezaket’e takılıyor musun yine ?

-Yok be, başlarda bir iki zarf attım ama o bana göre değil!

-Çoğu zaman senin dükkana geliyor ama !

-Ben niye gitmiyorum onun dükkanına sence ?

-Sen söyle,

-Sonra söylerim,

-Sır mı bu ?

-Tamam söyleyeceğim ama Nezaket’e söylemeyeceksin. Nezaket seninle ilgileniyor ama evlisin diye sana yaklaşamıyor. Ara sıra senin evlilik durumunu soruyor bana.

Bu cevap Hüseyin’in yüzünde gülücükler açmasına neden olmuştu.

Geriye tek problem kalmıştı. Leyla ! Leyla’yı yüklü bir tazminat karşılığında boşadı Hüseyin. Sıra Nezaket’in gönlünü yapmaya gelmişti. Ama bu mümkün olmadı. Fikret yalan söylemişti. Nezaket’in Hüseyin’e ilgisi yoktu. Peki Fikret neden yalan söylemişti. Zaten onda bir gariplik vardı. Hüseyin bir kere daha Fikret’i ziyaret etti. Bu sefer lafı dolandırmadı:

-Bana neden yalan söyledin ?

-Öyle gerekiyordu ?

– Senin yüzünden karımdan boşandım! Peki o kadın bu dükkana neden geliyordu ?

-Bizim oğlana sulanıyordu sapık!

-Peki Nezaket seni seviyor diye niye yalan söyledin.

-Karımdan boşanınca yeni bir ev lazım oldu da ondan !

-Ne alakası var ?

-Sen karına yüklü tazminat ödemendin mi?

-Ödedim!

-İşte ben o parayla kendime ev alacağım,

-Nasıl yani ?

-Senin eski karınla evleniyorum ben!

-Nasıl yani?

-Önümüzdeki hafta sonu düğünümüz var!

-Niye ki?

-Senin karına koca, bana da para lazım da ondan!

Gözü dönen Hüseyin Fikret’e saldırdı. Kavga sonunda iki komşu esnaf birbirini fena hırpalamıştı.

İşin gerçeği karısıyla ayrılan Fikret’e nefes alan, iyi kötü ev işlerini yapan bir kadın lazımdı. Nezaket’ten sonuç alamayınca Hüseyin’in karısına yönelmişti.

Bu yazı 590 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri evden eve nakliyat Simyacı özet kısa ve öz Hikaye haritası ne demek