Cuma Sendromu


Bir oda dolusu insan haftanın son gününde mesai saatinin bitmesine az bir zaman kala koyu bir sohbete dalmıştı.

Aralarında en yaşlısı Kadir Bey’di. Saçları siyah kalmamacasına kırlaşmış bu adam aralarında en çok konuşanıydı. Sürekli daldan dala atlıyor başkasının her sözüne de yorum yapmayı ihmal etmiyordu. Aslında Kadir Bey ıstırap içindeydi. Istırabının sebebi de mutlu hafta içinin birkaç saat sonra sona erecek olmasıydı. Evet yanlış anlamadınız “mutlu hafta içi”.

Çünkü bu adam eve gidince başına gelecekleri biliyordu. Senelerdir aynı şeyi yaşıyordu , nasıl bilemesin ki?

Evin kapısından adımını atar atmaz “diken üstünde” yaşamaya başlardı Kadir Bey. Eşi Şehnaz Hanım çok hırpalardı Kadir’i. Şehnaz Hanım’ın her lafının sonu Kadir Bey’e adeta saplanırdı. Şehnaz Hanım karşısında adeta dişi tırnağı dökülmüş kedi gibi duran Kadir’i acımasızca eleştirir, keyif alırcasına aşağılardı. Kadir’in yolunu gözlerdi, antilop sürüsünü bekleyen aslanlar gibi. Eve gelir gelmez de sivri sözlerle beynini dişlerdi Kadir’in.

Kadir hiç anlam veremezdi buna. Evde resmen tek taraflı savaş vardı. Kaçan belli, kovalayan belli. Kurt belli kuzu belli.

Şehnaz Hanım Kadir ile kaybettiği yılların acısını fazlasıyla çıkarıyordu Kadir’den. O beyaz atlı prensini beklerken Kadir yırtık dondan çıkar gibi karşısına çıkmış, paragöz anasının gözünü “zengin gösteren” kıyafetiyle boyamış sonunda Şehnaz ile evlenmeyi başarmıştı.

Şehnaz daha ilk günden Kadir’in değil “beyaz atlı prens” beygiri olmayan sütçü bile olamayacağını anlamıştı. Gerdek gecesinde çorapla yatağa giren bu adam kendisini yanıltmamış, 20 sene önce başladığı memuriyet hayatına “memur” olarak devam etmekteydi, şef bile olamamıştı.

Kadir ise Şehnaz’ın yanlış kişi olduğunu ancak 3 sene sonra anlayabilmişti. 3. evlilik yıl dönümlerinde Şehnaz’ın durup dururken “Kutlayacak ne var anlamadım. Bundan sonra bana gül getirip durma bu uğursuz günde ! “ demesiyle Kadir Şehnaz ile bu evliliğin yürümeyeceğini anlamıştı. Ne var ki daha iyi bir alternatif de olmadığı için bu çileyi çekiyordu.

Şehnaz “Beyaz atlı prens”lere layık olduğunu düşünse de Kadir bile onun için iyi bir kocaydı. Çünkü bu geçimsiz kadına Kadir’den başkası katlanamazdı.

Kadir hafta içinin bitmek üzere olduğunu, bütün hafta sonu Şehnaz’a nasıl dayanacağını düşünmemek için fazlasıyla gevezelik ediyordu.  Ama Şehnaz’dan uzak kalabildiği dakikalar hızla tükenmekteydi. Her Cuma bu sıkıntıları yaşardı Kadir Bey. Bir nevi Cuma sendromu yaşıyordu. İstemeyerek de olsa bilgisayarını kapattı. Olacaklardan kaçış yoktu…

Hikayeciğimizdeki Şehnaz Hanımın Kadir’e daimi öfkesinin nedeni yada Kadir’in suçu neydi acaba?

Şehnaz Hanım genç kızken kendine layık biri ile evlenmeyi hayal ediyordu. Kendini mutlu edecek, beklentilerine cevap verecek birisini. Kadir’in hayallerinin adamı olmadığını anladığından beri ona kin gütmeye başlamıştı. Çünkü Kadir kendisiyle evlenerek Şehnaz’ı olası “Beyaz atlı prens” ile tanışmasına mani olmuş, genç kızlık hayallerini yıkmıştı. Evet Kadir’in suçu Şehnaz ile evlenmekti.

Peki Kadir neden Şehnaz’ı suçlamıyordu? Çünkü Kadir Şehnaz’a kendi ayaklarıyla gitmişti. Şehnaz’ı istemiş ve elde etmişti. Şehnaz’ın istediği kişi olmadığını anlayınca suçlayacağı birisi yoktu. Nede olsa kendi düşen ağlamazdı.

Hikayemizdeki Şehnaz ile Kadir’den üstün biri olmamasına rağmen onu suçluyordu ? Çünkü neye layık olduğunu keşfetme fırsatını bulamadan Kadir yolunu kesmişti.

Yukarıda betimlenen ilişki örneği farklılık gösterse de evliliklerde sık görülen bir durumdur. Eşlerden en az biri diğerine çile çektirmeyi hayat felsefesi haline getirmiştir.

Bunun sebebi bildiğimiz ilk günahın sebebiyle aynıdır. İlk günah deyince aklınıza Adem (A.S.) ile Havva anamızın elma hikayesi gelse de ilk günah çok daha öncedir.

Bildiğimiz ilk günah o zamana kadar en makbul yaratık olduğunu düşünen Şeytan’ın Adem’i görünce verdiği tepkidir. “Ene hayrun minh .” Yani “ben ondan hayırlıyım.” Şeytanı makamından eden, onu bu hale düşüren kendisini diğerlerinden üstün görmesiydi.

Şeytan da insandan intikamını “ben ondan hayırlıyım” cümlesini usulca kulağına fısıldayarak almaya çalışır. Şeytanın fısıltısıyla motive olan insan hep kendini diğerlerinden üstün görür. İşte insanın tüm günahlarının, cürümlerinin, bitmez tükenmez ihtiraslarının sebebi “gizli kibir” dir.

Bu yazı 644 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri evden eve nakliyat Simyacı özet kısa ve öz Hikaye haritası ne demek