Dikkat Sünger Sabri var, ısırır


Salih ve Mehmet işe gelir gelmez başladıkları kahvaltıyı saatlerin neredeyse 10’u göstermesine aldırış etmeden sürdürüyorlardı. İki kafadar kah ülke sorunları, kah şirketin sırtına yük olan asalaklar derken kahvaltıyı brança dönüştürmeyi başarmışlardı.

 Asalak deyince ilk akla gelen Sünger Sabri’ydi. Rivayete göre patronun uzaktan akrabası olan bu herifin şirketteki işinin ne olduğunu bilen yoktu. Hiçbir meziyeti olmayan Sabri her gün odaları gezer, kırık dökük bir şeyler arar tamir etmeye çalışırdı. Ama bu güne kadar bozulan bir şeyi tamir edebildiği görülmemişti. Kırık sandalyeyi eline alsa, biraz daha kırar, sağlam lambaları başka sağlam lambalarla değiştirirdi. Her şeyden anladığını iddia ederdi, asansörü kurcalar, bilgisayara giren virüsleri kocakarı muskalarıyla çıkarmaya çalışırdı. Gerçekten tamir edilmesi gereken bir şey olursa  gerçek bir “usta” bulup yaptırırlardı. Peki o zaman Sünger Sabri’ye ne gerek vardı?

-“Madem işe yaramıyorsun otur odanda, ya da işe hiç gelme! ”dedi Salih sanki karşısında Sünger Sabri varmış gibi. Çünkü Sünger Sabri’yi hiç sevmezdi. Aslında Sünger Sabri’yi şirkette bir tek seven yoktu. Buna rağmen patronu Sünger Sabri hakkındaki onca şikayet dilekçesini görmezden geliyordu. Peki Sünger Sabri neden sevilmiyordu?

Çünkü o bir enerji emiciydi. Odaları gezerken kafayı birine takarsa onun hayat enerjisini emmeden bırakmazdı. Üstelik utanmaz biriydi. Lafına sözüne dikkat etmezdi. Birisinin gocunacak bir halini gördü mü üzerine gider ve onu yerin dibine batırırdı. Ve bu işi bağıra bağıra yapardı ki cümle alem duysun. Ona patronun akrabası diye kimse bir şey diyemiyordu. Kim bilir belki de değildi? Ama patronun akrabası değilse kendinde bu cesareti nereden buluyordu?

Mehmet ve Salih  Sünger Sabri’nin aniden içeri girmesinden endişe etseler de yine de kahvaltıya devam ediyorlardı.

Derken içeri Havalı Belma girdi.

-“Zımbanız var mı?” diye içeri dalan Belma aniden Mehmet’in masasına eğilince Mehmet’in gözleri yuvalarından çıkacak gibi oldu. Anlaşılan Belma yine dekolteyi abartmıştı.

Zımbayı masadan alan Belma’yı Mehmet’in utangaç tavırları neşelendirmişti. Odada biraz daha kalıp Mehmet’i kırmızı şalgama çevirmeye karar verdi. Misafir koltuğuna ilişip bacaklarını çattı. Mehmet’e ilgili ilgisiz sorular sormaya, yersiz espri yapmaya başladı. Bir yandan da oturduğu koltukta kımıl kımıldı. Sürekli elbisesinin açılan yerlerini düzeltiyordu.

Belma insanların ilgisini üzerine toplamayı severdi. Genellikle dikkat çekici kıyafetleri tercih eder, sık sık koridorda dolaşır, odaları ziyaret ederdi. Hele Mehmet gibi mahcup delikanlıları gördü mü gözleri sevinçten parlardı. Şimdi de Mehmet’i biraz bunaltmak sonra da Mehmet’in sıkıntılı durumunu tüm şirkete yaymak niyetindeydi. Belma’nın sevdiği başka bir şey de odalarda gezerken topladığı dedikodularını başkalarına yayıp tüm şirketi cadı kazanı gibi kaynatmaktı.

Onun da en sevmediği hatta tırstığı kişi Sünger Sabri’ydi. Sünger Sabri ne zaman Belma’yı görse yanına gelip hayat enerjisini tüketmeye başlardı. Hem de gayet utanmaz bir dille rezil ederdi Belma’yı.

Belma Mehmet’i yeteri kadar terlettiğine kanaat getirdikten sonra aklına Sünger Sabri geldi.

-“Neyse ben hemen kalkayım Sünger Sabri gelirse gene benimle uğraşmaya başlar” dedi Belma.

-Bu adamdan bir kurtuluş çaresi yok mu?” diye sordu Mehmet. Salih cevap verdi:

-Benim tespitlerime göre Sünger Sabri boş görürse rahatsız ediyor insanı. Ona göre birisi o an çalışmıyorsa kendisiyle sohbete müsait biridir. Lafa girerken hiç davet beklemez. Ben onu koridorda görür görmez kafamı işe gömüyorum. Ama başka bir odada yakalarsa seni kurtuluşun yok Sünger Sabri’nin açık hedefisin demektir.

Belma daha ayağı kalkamadan Sünger Sabri elinde ayaklı merdivenle içeri daldı. Ayaklı merdiveni kurup lambayı değiştirmeye hazırlanan Sabri aşağıya bakınca Belma’ya laf atmadan geçemedi. Anlaşılan bu sefer kurban Belma olacaktı.

-“Ooo Belma hanım sizin ikizlerin manzarası buradan harika görünüyor. Kırmızı sütyen de yakışmış. Dünkü siyah neydi öyle, iç karartıcı..”diye enerji emme seansına başladı Sünger Sabri. Sabri’de utanma gibi bir kavram yoktu, ağzından çıkanları tüm şirketin duyacağı tonda konuşurdu.

Belma Sünger Sabri’nin yıkıcı etkisine daha fazla maruz kalmamak için odadan çıkmak istedi. Ama Sabri merdiveni kapıya yakın koyduğu için çıkamazdı. Çaresizce “yıkım seansı”na razı oldu.

Sabri bütün utanmazlığıyla konuşmasına kendince espri yaparak devam etti:

Demin Emin gilin odadaydım, Saffet Dayı’yı hastaneye kaldırmışlar. Zavallıcık tam tuvalete giderken önünden Belma geçmiş. Belma’nın yürüyüşüyle hipnotize olan zavallı Saffet Dayı önündeki kocaman fotokopi makinesini görememiş, takılmış. Düşünce de kafasını çarpmış. Ha ha ha… nasıl kırıttın da adamı kendinden geçirdin kız?”

Belma kızarıp bozarsa da yapacak bir şey yoktu. Belma’nın tükendiğini anlayan Sabri merdiveni toplayıp çıkmaya hazırlandı. Mehmet ve Salih sıranın kendilerine gelmeyeceğini düşünerek derin bir oh çekmeye hazırlanıyordu ki sevinçleri kursağında kaldı.  Sünger Sabri kapının eşiğinde durakladı, sağa sola bakınarak koridorda yürüyen İsmail’e sesledi:

-“İsmail abi! Gel kahvaltı ediyoruz gel. Arkadaşlar sağ olsun masa donatmışlar. Gel de yiyek!”

Önce İsmail, sonra Serpil derken odaya insanlar doluştu. Mehmet ve Salih utançlarından kıpkırmızı olmuşlardı. İçeri giren Serpil espriyle karışık sitem etti:

-Ooo neler de varmış burada. Beyler çok incesiniz. Brança bizi de davet etmeniz ne kadar güzel. Gerçi bizim işimiz başımızdan aşkındı ama bu davetinizi geri çeviremeyeceğiz.

Oda iyice kalabalıklaşınca Sünger Sabri bir lokma bile almadan odadan çıktı gitti.

Akşam olunca Genel Müdür’ün yanına gitti. Gayet edepli bir şekilde içeri girerek günlük raporunu verdi. Raporda bahisçi Faruk’un rezil edildiği, Havalı Belma’nın daha beter duruma sokulduğu, sık sık kahvaltılarını uzatan Mehmet ve Salih’e iyi bir ders verildiği, son olarak da işe uykusuz gelen Selim ile dalga geçilerek utandırıldığı yazıyordu.

Genel Müdür Sünger Sabri’nin gözlerinin içine bakarak:

-Sen geldikten sonra verimliliğimiz %36 artmış. İşini iyi yapıyorsun, aynen böyle devam et.

Bu yazı 757 kere okundu.
Etiketler:
hikayeler ilginç kısa
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri evden eve nakliyat Simyacı özet kısa ve öz Hikaye haritası ne demek