Gardiyan Rüstem


Gardiyan Rüstem o gün yine şevkle iş mahalline gidiyordu. Orası onun adeta mabediydi. Çünkü orada olsun “adam” yerine konulabilme ihtimali onu havalara uçuruyordu.

Rüstem küçükken babasının şaplağını yiye yiye benliği uçup gitmişti. Mahalledeki arkadaşları “rahatsız” bir tip olduğu için onu oyunlarına katmak istemezlerdi. Ne evinde ne başka bir yerde sevilen sayılan bir “tip” olmadığı için hep büyümeyi ve saygı görebileceği bir işte çalışmayı hayal etmişti.

Hayatını “Züccaciyeciye girmiş fil” kadrosunda geçiren Recep uzaktan akrabası olan belediye başkanı sayesinde gardiyan kadrosuna atanmıştı.

Burası Sakinyuva adında yaklaşık 10.000 nüfuslu bir kasabaydı. Kasabanın derme çatma hapishanesinde ortalama 7-8 kişi olurdu. Hapishane müdürü bazen bu sayının 20’ye kadar çıkabildiğini söylemişti.

Göreve başlayalı 3 ay olan Gardiyan Rüstem bugün bile ilk günkü heyecanı taşıyordu.  Çünkü hala “adam” yerine koyulma ihtimali vardı. Hapishanenin kapısından içeri girerken yamuk duran çöp tenekesine gelişine bir tekne savurdu.

-“Yok mu buraları temizleyen? Temizlik elemanlarını çağırın!” diye bağırdı boş avluya.

 O sırada pencereden dışarı bakmakta olan müdür “Ne yapacağız bu Recep İVEDİK’le ?” diye söylendi.

Hapishane kapısından -bar kapısından içeri öküz gibi dalan daltonlar gibi- girdi. Mahkumların bulunduğu bölmeye doğru ilerledi. Parmaklıklar ardındaki mahkumlardan kendisine “ricacı” gözlerle bakan birini aradı ama bulamadı. Mahkumlar o yokmuş gibi davranıyorlardı.

Halbuki Rüstem kendisinden Maltepe veya don bile olsa bir “rica”da bulunulmasını o kadar isterdi ki! Şu sıralar hayalini bu süslüyordu. Mahkumlardan biri böyle bir şey istese “Don Carleone” kılığına girip “Bir şeyler ayarlayabiliriz belki” şeklinde konuşacak, gözleri mahkumun merhamet dileyen gözleriyle kesişecekti. Fakat düşlerini süsleyen bu sahne hiç gerçekleşmemişti.

Hayal kırıklığı içinde geldiği yoldan gerisin geri dönerek merdivenleri tırmanmaya başladı. Bir yandan da kendine cevabını bulamayacağı soruları soruyor, adeta kafasındaki soru işaretlerinin çengelleri birbirine takılıyordu.

“Ben niye adam olamıyorum?”

Bu yazı 771 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri evden eve nakliyat Simyacı özet kısa ve öz Hikaye haritası ne demek