İlginç hikayeler arayan adam 1


Mükremin yemesi içmesi dışkılaması belli saatlere tescilli olan bordro mahkumlarından biriydi. Yıllar geçtikçe evrak faresi olmak canını daha da sıkmaya başlamıştı. Bir an önce zengin olmalı, yıllardır debelendiği dedikodu kazanını isteklisi denyolara bırakıp gitmeliydi. Zengin olmanın bir yolu varsa neden hala bulamamıştı ki?

Bir süre önce sanki bir ışık görmüştü. Zenginliğin pırıltılı imgelerine borsa seanslarında rastlamıştı. Borsa denilen illete muttali olursa zengin olunabilirdi belki. O da planını yaptı. İnce ince yaptı. Derin derin yaptı.  Marsa füze yollamayacaktı ama en az o kadar detaylı plan yaptı. Alacağı hisse senedini iyi seçerse Adriana ile fındık kırabilirdi.

Alacağı hisse senedi yapılmamış bir işi denemeye cesaret eden bir  firmaya ait olmalıydı. Başkasının yapmadığını yapabilenler zengin olabilirdiler çünkü. Risk yüksek olacak ki kar da yüksek olsun. Ayrıca firmanın hükümetle bağlantısı olursa başarılı olma ihtimali artardı. Firma arkasını sağlam bir yerlere verirse dağlar altına dönüşebilirdi.

Ölçü biçti Mükremin. Tanzanya’ya makrameden kukuleta satmaya çalışan bir şirket vardı. Daha önce sıcak Afrika memleketlerine kukuleta satmayı düşünmemişti. Üstelik makrameden. Bu şirketin camia ile bağlantısı vardı. Camia elini bite atsa çeyrek altına dönüşüyordu o zamanlar. Ne de olsa hükümetle dünür olmuştu camia sözü senet konuştuğu kanundu.  Üstelik Afrika ülkelerinde bile etkiliydi.

Mükremin yaptığı seçiminden dolayı kendini tebrik etti. Kantinden aldığı maden suyunu masanın kenarıyla açıp müstakbel zaferini kutladı. Bakarsınız Tanzanya da makrameden kukuleta takmak kanunla mecburi hale gelirdi.

Mükremin’in yan masasında oturan Paladyumcu Fikri ise öyle düşünmüyordu. Ona göre dolar alsa Amerikan hükümetini düşürebilecek uğursuzluğa sahipti Mükremin. Forex sever biri olduğu ve ara sıra sanal ortamda platin alıp paladyum sattığı için Paladyumcu Fikri derlerdi ona. O da Mükremin gibi zenginliğe giden roketli yolu arayanlardandı.

Mükremin’in gözü bilgisayar ekranındaydı. Yukarı yönlü küçük kıpırtılar onu fazlasıyla mutlu edecekti ama borsa ekranı ona istediği görüntüyü vermiyordu. O sırada içeri Nihat girdi. Acelesi yoktu, yaylanarak yürüyor, herkese sırasıyla laf atıyordu. Sağ tarafa bakınca Mükremin’i gördü. Mükremin’in hali hal değildi, zararına rağmen elinde tuttuğu hatta onunla hayata tutunduğu hissesinin can çekiştiğini tahmin etmekte gecikmedi.

-Altın al abi altın! Dedi.

İşin gerçeği Mükremin’de bir uğursuzluk vardı. Nereye tutunsa elinde kalıyordu. Ama başka bir gerçek de yanına ne zaman Nihat gelse canım hisseciği düşüyordu. Acaba uğursuzluk Nihat’ta mıydı?

Mükremin daha fazla üzülmemek için ekranı kapattı. Zengin olma umutlarını başka bahara bırakacaktı. Nihat bir yandan Mükremin’in masasındaki kalemleri kurcalarken bir taraftan da Mükremin’in yarasına tuz basmayı ihmal etmiyordu:

-Sen sat en iyisi bu hisseyi. Üç kuruşa satıp pavyonda yesen bile karlısın!

Bu insanın yüzüne sövmenin başka bir şekliydi. İnsanların hayallerini mıncıklamak, tutunacak dala tükürmekti Nihat’ın yaptığı. Bile bile gıcık ediyordu Mükremin’i. Mükremin’in işe getiren yegane sebebi kıymetli hisseciğinin bilgisayar ekrandaki yükseliş grafiğini izlemek olduğunu bilmesine rağmen bunun umutsuz bir yatırım olduğunu vurguluyordu sık sık.

Mükremin çareyi konuyu değiştirmekte buldu. Daha fazla canı sıkılsın istemiyordu, anlaşılan bu gün kar günü değildi, bir de bunu konuşup gününü berbat etmek istemiyordu.

-Son gelişmeleri duydun mu, kurum çalkalanıyor, dedi Mükremin.

-Yoo yoksa seni genel müdür mü yapmışlar? Dedi Nihat.

-Yok beni yapmışlar beni! diyerek araya girdi Namık.

Namık Cam kenarında oturan ihtiyar delikanlıydı. Bu sıralar anlattıklarının ciddiye alınmamasından, dinlenmemesinden dolayı biraz muzdaripti. O da ortadaki konuya dalmayı seçti.

-Herkes bir günlüğüne genel müdür olacak demişler. Bu gün bana verdiler. Biraz sonra huni takma töreni var, beklerim.

Küçük Anadolu projesine kafayı takmıştı Namık. Ülkeyi minik minik bölecekler ama milletin umurunda değil diye endişeleniyordu. Madem kendisini dinlemiyorlar o da saçma  bir konuya müdahil olup konuyu küçük Anadolu projesine getirecekti.

Sözünün kesilmesine üzülmemişti Mükremin. Zaten önemli olan konuyu değiştirmekti. Kim bilir Namık ne yumurtlayacaktı?

Devam edecek

Bu yazı 469 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri evden eve nakliyat