Karikatür karakterinin hikayesi 2


 

BÖLÜM 2

Gerçi son zamanlarda Edip’in davranışlarında biraz değişim vardı. Eskiden şapşallığı nedeniyle komik olan ama bunun farkında olmayan Edip şimdilerde yine şapşaldı, yine komikti ama şimdilerde mahsun ve mağdur bir yapıya bürünmüştü. Acaba kendi kendine yaptığı taktiği işe yaramış mıydı ? Yoksa…Evet Yoksa..?

Yoksa çizer Edip’i de Baattin gibi felsefi bir boyuta mı taşıyacaktı. Belki de bundan sonra mesaj kaygısı da güdülecekti komik karikatürlerde. Neden olmasın ki sosyal kaygısı olan karikatürler daha fazla tutuluyor. Neden Edip de bu kutlu davanın bir parçası olmasın?

Peki ne mesaj verecekti Edip? Bak bunu hiç düşünmemişti. Gerçi karizmatik olmayı arzulardı ama karizmatik adamlar genelde ne gibi mesajlar verirlerdi acaba ? Bu konuyla ilgili verilen en sık mesaj zengin olabilirsin ama adam olamazsın mesajıydı. Bu konudaki mesajlar hep benzerdi.” Doktor olursun ama adam olamazsın, Fabrikatör olursun ama adam olamazsın, para kazanırsın ama adam olamazsın, ne yapsan da adam olamazsın..” diye gidiyordu. Bu sosyal mesajlar üzerine karikatür ürete ürete iş cıvıklaşmış, ciddiyetsiz bir hal almıştı.  Hem ne mesaj verildiği de pek anlaşılamaz olmuştu.  Parayla adam olunmaz ile başlayan süreç komikleşe komikleşe paran varsa adam değilsine dönüşmüştü. Hem neden adam olamayacaktı ki karikatürdeki şahıs ? Konuşan adam ne tür bir yetkiliydi de bu konuda son sözü söylüyordu. Beldi de hasetçinin tekiydi. Olamaz mı yani ? Olur mu olur! Zenginden de adam olur, her konuda atıp tutanda da bir boşboğazlık bulunur.

Peki Edip “Zenginim ama karakterim yerinde” mesajı veremez miydi? Yahut “Yakışıklıyım ama aynı zamanda ahlaklıyım” Gerçi Edip bu tiple bu rollere gitmezdi. Gerçi Baattin de tipsizin tekiydi ama bu fenomen olmasını engellememişti. Edip’in gözü o kadar da yükseklerde değildi. Ama hiç olmazsa bu kadar şapşal olmasa olmaz mıydı ?

Eskiden Avanak Avni vardı. O da komik ve salak bir karakterdi ama onun bir masumiyeti vardı. İnsanlar severdi Avni’yi. Muhtemelen Avni de memnundu bu durumdan. Demek ki hem komik hem de sempatik olunabiliyordu. Hem de karaktere değer verince uzun vadeli oluyor, bundan çizeri de nemalanıyordu. İşin sırrı buradaydı belki de , karikatür karakteri bile olsa değer vermek. Edip yine de bazı tiplere göre şanslıydı. Çünkü adı vardı. Adı olan karakterler daha iyi oturuyordu. Bazı tiplerin adı bile olmuyordu. Hele tek tük çizimde yer alıp daha sonra kaybolan tipler. İşte onlar gayet acınacak durumdaydılar. Bir hevesliğine çizilmiş, ad konmadan rafa kaldırılmış tipler. Asıl acıklı durum onlarınkisiydi, komiklik olsun diye aşağılanmak bile bu kadar kötü olamazdı.

Bu konuyu düşünmemeyi tercih ederdi. Belki bir gün kendisi de bu duruma düşecek veya tamamen kaybolup gidecekti. Bunu düşünmemesinin bir nedeni daha vardı. Zeliha…

Zeliha da adı konmamış bir karikatür karakteriydi. Komik bir karikatüre malzeme olmuş, sonra kaybolup gitmişti. Edip ona derginin bir sayısında rastlamıştı. Hanzo bir karakterle aynı karakteri paylaşıyordu. Ne kötü bir durum zaten bir kere çiziliyorsun oda libidosu tavan yapmış isimsiz bir görgüsüzle birliktesin. Üstelik Zeliha’yı oldukça hoyratça çizmişti çizeri. Etek boyu biraz daha kısa, dekoltesi biraz daha usturuplu olabilirdi. Kıyafetleri de özensiz seçilmişti Zeliha’nın. Sanki çizerin gardrobunda başka kıyafet yokmuş gibi düz bir bluz, alına eski model bir etek. Yüzde abartılı makyaj, saçlar permalı.

Çizer anlaşılan çizdiklerine hiç saygısı olmayan biriydi. Tanıyordu o çizeri. Kadınlara hep aynı kıyafeti layık görürdü. İnsanda biraz olsun zerafet olur be adam!

Üstelik Zeliha şaşkaloz biri olarak resmedilmişti. İnsanlar gülsün diye bir karikatür karakteri daha böyle rencide ediliyordu. Edip’in kafasına takılan soru şu idi. Zeliha isimsiz bir karakter olduğuna göre onu neden Zeliha diye hatırlıyordu?

Devam edecek….

 

Bu yazı 620 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri