Karne heyecanı:Bölüm 2


Yağmur çiselemeye başladı. Otobüsün şoförü arkasındaki çocuğa sordu: “Evden kaçmıyorsun ya?”

“Yok be abi, beni ailem gönderiyor. Beyoğlu’nun nasıl bulacağım?”

Şoför başını salladı: “Hallederiz, tarifi en kolay yer İstanbul’un”.

Araba vapuruna otobüs yanaştı. Güvertede çay içti. Karne açığını uzaklaşarak kabul ettirebilecek miydi. Unutmak istiyordu, karneyi de, okulu da, öğrenci olduğunu da, hatta ailesini de. Neden her şey bir yük gibi üzerine geliyordu. Dünya yaşanacak yer değil de, yük beygirlerinin eziyet gördüğü bir vazife mekanı mıydı?

Sigara içmek istiyordu canı. Bu her şeyi unutturabilirdi. Ama nereden, kaça, nasıl sigara satın alınır bilmiyordu.

Çayda karar kıldı.

“Çay kaç para ağbi?”.

“Kalsın be kardeş. Misafire benziyorsun, bizden olsun”.

Güzel yuvarlak metal tepsi çok hoş görünüyordu. Sıcak çayla henüz doldurulmuş ince belli bardaklardan birini seçti.

“Abi burası Karadeniz denizi mi?”.

“Boğaziçi koçum. İstanbul Boğazı derler. Bak şu gördüğün koca bina Selimiye Kışlasıdır. Tee karşıda… Karanlıktır şimdi sen görmüş kabul et, yarın bakarsın”

“Tabii ben de merak ediyorum”

“İş aramaya geldin galiba. Neyse ben gidiyorum. Çayyylarrr!”

Vapur Galata Köprüsü yakınında bir yerlerdeydi. Akşam telaşı içinde İstanbul’lular. Demek İstanbul’lular böyleydi”

Kaldığı otel Sirkeci’deydi. Annesinden babasından hala bir haber alamamıştı. Polisten uzak durmaya bakıyordu.

“Hoop oğlum burası Turist Ömer’in yeri değil, ayağını sil de gir”

“Amca ben karnezedeyim. Turistlerle işim yok. Kütahya’dan geliyorum. Burada kolay bir okul var mı bana göre?”

“Sen beni Yeşilçam’da baş jön okul müdür mü zannettin!? Hiç öyle müdüre benzer yanım var mı?”

–         Tefrikamız Devam edecek, bir sonraki haftaya kadar Allah’a emanet olun-

Bu yazı 612 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri evden eve nakliyat Simyacı özet kısa ve öz Hikaye haritası ne demek