Kısayol Tuşları


Etrafına biriken kalabalık nereye baktığını anlamaya çalışıyordu. Hatta bir yarı meczup yüzünün hizasına kadar eğildi, gözlerinin içine iyice baktı. Gene de anlayamadı nereye baktığını Nail’in.

Kaldırımın köşesinde oturan Nail’in gözlerinden biri Şam’a diğeri Bağdat’a bakıyordu. Çevresindekilere aldırış etmeden öylece oturuyordu. Yanından geçenlerden sağlık durumunu merak edip sağını solunu yoklayanlar oldu. Çocuklara da başlangıçta ilginç gelmişti hali. Sonra herkes dağılıp gitti.

Saatlerdir kıpırdamadan öylece oturduktan sonra elinde katlanmış halde duran kağıda baktı. Kağıtta yazanları bir kere okumuş, ikince kere kağıdı açmaya cesaret edemiyordu…

O gün Nail Bey için olağan başlamıştı. Kahvaltısını yaptıktan sonra işe gitmek için sakin adımlarla kapıdan dışarı çıktı. Posta kutusundaki kağıtları alarak yoluna devam etti. Faturalar arasında beyaz bir zarf vardı. Meraksızca zarfı açtı. Yolda yürürken zarfın içindeki kağıtta yazanları okumaya başladı. İki adım atmıştı ki başının döndüğünü fark etti.

“Bu önemli bir konu bir kafeye gidip orada okuyayım devamını” diye düşündü. Fakat sabredemedi. Apartmanın lekeli duvarına dayanarak gerisini bir çırpıda okudu. Okudukça kanı damarlarından yavaş yavaş çekiliyor, yüzündeki renk kayboluyordu. Kafeye gidecek gücü kendinde bulamayarak, kaldırımın köşesine kendini bıraktı.

Oturduğu yerde düşüncelere daldı. Eşi Şule ile tanıştığı günden, oğlu Berk’in doğumuna, eşiyle ilk yemeğinden bu sabahki kahvaltıya kadar yaşadığı olayları zihninden geçirdi. Kaldırımın köşesinde hiç kıpırdamadan oturdu ve düşündü.  Hareketsizce oturuyordu, güneş neredeyse tepesi üzerine gelene kadar da öyle kaldı.

Sahi sabah kahvaltıda eşinin evde olup olmadığı neden dikkatini çekmemişti? Eşiyle o kadar mı ilgisizdi? Kahvaltıyı tek başına yaparken Şule’nin diğer odada sabah haberlerini seyrediyor olabileceğini, ya da işe gitmek için erken çıkmış olabileceğini düşünmüş, hiçbir şeyden şüphelenmemişti.

Oturduğu yerden ayağa kalktı, neredeyse düşmekte olan kravatını sıkılaştırıp amaçsızca yola koyuldu. Nereye gittiğini değil nerede hata yaptığını düşünüyordu. Halbuki kendisinin iyi bir insan, iyi bir baba ve iyi bir eş olduğunu düşünüyordu. Kağıtta yazılanları hak edecek ne yapmıştı?

Nail işini nasıl halletmesi gerektiğini bilen biriydi, insanlarla olan  ilişkilerini iyi “ayarlardı”. Nail hayatını kısayol tuşları ile pratik bir şekilde yaşardı. Örneğin işe gidince önce yapılacak işleri listeler, sonra bunları ilgililere dağıtırdı. Bu sayede ”kolay” bir iş yaşantısı vardı. Kişisel gelişim kitapları okur ve bunları harfiyen uygulardı. Böylece arkadaşları ile ilişkilerini uygun bir seviyede tutar, hangi durumda nasıl hareket edeceğini bilirdi.

Alışverişte de kısa yolu kullanırdı Nail. Konularına göre alışveriş listesi hazırlar, her hafta, her ay aynı programı uygulardı. Rutin dışı alışverişleri de eşi Şule’ye bırakmıştı.

Kısacası hayatını otomatiğe bağlamıştı Nail. Her şeyi en kısa yoldan hallederdi. Evliliğini de “çok pratik” bir şekilde yürütüyordu Nail. Eşinin kalbine giden yolları ezberlemiş aynı şeyleri yaparak ilişkisini dengede tutuyordu.

Kendine bu konuda da bir liste yapmıştı:

1.Eve gelince salata yap.

2.Kirlilerini kirli sepetine at.

3.Eşinden kredi kartını esirgeme.

4.Çocuğun bakımını üstlen.

Diye devam ediyordu liste. Bunları yapan biri nasıl kötü olabilirdi ki ?

Eve her geldiğinde salata yapıyordu. Evde ne yemek olursa olsun, salata işini her gün yapardı. Kirli çamaşırlarını da ortada bırakmazdı. Kirli sepetine bıraktığı çamaşırları dolabından temiz olarak alırken bir kez olsun teşekkür etmemişti. Çünkü listede yazmıyordu.

Eşinin alışveriş yapmasına bayılırdı Nail. Çünkü eşinin nasılsa aşırıya kaçtığı olacaktı. Bunu yapmadığı sorumlulukları ve zaman zaman yaptığı öküzlükler gündeme gelince ortaya sürüyor ve işin içinden çıkıyordu. Hem de alışverişi fazla kaçıran eşi ayın geri kalanında “süt dökmüş kedi” gibi oluyordu.

Çocuğuyla da ilgileniyordu Nail. Ama bu konuda eşiyle görev paylaşımı yapmıştı. Çocukla oynamak gibi keyifli bir işi Nail, gerisini eşi yapacaktı. Önemli olan görev paylaşımı yapılmasıydı, adil olmasına gerek yoktu.

Nail oyunu kuralına göre oynuyor, hayatını çok pratik yaşıyordu. Eşiyle hiç ilgilenmediğinin farkında bile değildi. Bugüne kadar eşinin sitemlerini ricalarını hiç umursamamıştı.

5 yıl Nail’e sabreden eşi, Nail’in “ilgisizliği” sayesinde çocuğun tiyatro izin kağıdı diye “Anlaşmalı Boşanma Belgesi”ni imzalatmış, sonra da hukuki işlerle uğraşmak istemeyen Nail’in vekalet verdiği avukat ile anlaşarak Nail’i boşamıştı.

Nail’in terleyen eli ve akan gözyaşları ile ıslanan kağıtta eşi kendisini bugüne kadar dinleme gereği görmeyen Nail’e boşanma gerekçelerini “kısaca” yazmıştı.

Bu yazı 564 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri