Kuşların gizemi


 Absürt Bilim-Kurgu sahifesi Cüz 5)

Kuşlardan uzun boylu ve daha az hareketli olanı Kuzeyden Groningen’den gelmişti. Uçması tam üç ay sürmüş, ziyadesiyle yorulmuştu. Yerdeki yem kalıntılarındaki küfü fark etti. Değmez, dedi, bunu yiyip hastalansam, beslenmem de bir işe yaramaz, diye düşündü.

Su aramaya başladı. Su içerse, karnını tok hissedeceğini düşündü. Doymak böyle bir şeydi şehirdeki yaban hayatı için…

Şehrin semalarında bir küme kuş bulut oluştururken aşağıdaki insanlar gözlerini elleriyle güneşe karşı siper ederek onları izliyordu. Cebinde bozuk para olanlar göstericilere ve yem satıcılarına bahşiş verip vermemenin kararsızlığı içerisindeydiler.

Kısa boylu kuş Güneyden henüz göç etmiş çevreye alışmaya çalışıyordu. Yem aramadan sık sık yürüyüşe çıkıyor, cami avlularında dolaşıyor, kafeste olmadığına şükrediyordu.  Ona merakla bakanların altından girerek, arasından geçerek simitçi tezgahına ulaşıyor, susamla geçiniyordu.

Önünden ince, dal gibi bir genç geçti. Hafif sakal bırakmıştı. Yürürken dikkat ederek, düşmemeye çalışarak elindeki şiir kitabını okuyordu. Dostoyevski. Roman. Lermontov’dan Puşkin’e şiir. Orhan kemal yok mu? Onu da okuyacağım ama ne zaman. Sınavlar fena bastırdı.

Kuzeyden gelen kuş,  konuşmayı sevmezdi. Brandenturg Üniversitesi Zoolojik Sosyetesininin kuş araştırmalarında bir epey deney tabi tutulduktan sonra, insanlara çok bilgi katkısında bulunduğundan gururluydu, mağrurdu. Diğer kuşlara pek yanaşma eğilimi göstermiyordu. Deneyli günlerini özlediği de oluyordu arada sırada.

Şehrin semalarında bir küme kuş bulut oluştururken insanlar sık, kısa ama yorgun adımlarla işten dönüyorlardı. Bu kesim, işten kaytaranlar ve erkenden izin alarak eve, çarşıya kapağı atmaya çalışanlardı. Servisi beklemeye tahammülleri yoktu ne de olsa. Hem trafik sıkışıktı, hem de işyerleri şehrin çok uzağındaydı.

Güneyli kuş Kuzeyli kuşa yaklaştığının farkında değildi. Kuzeyli sessiz bir gemi gibi yavaşça şehrin kuzeyine kanat çırptı. Burası daha tenhaydı. İşten dönenler burada yoktu. Başka bir kuş da. Kediler ise evlerine çekilmişti birer kaplumbağa misali.

Şehrin semalarında bir küme kuş bulut oluştururken çocuklar uçurtma uçuruyor, kuş bulutuna uçurtmalarıyla ulaşmaya çalışıyorlardı.

 –         Hakkı, senin uçurtman şeytan uçurtması. Babana benimkinden yaptırsana, hem daha büyük, hem peteğe benziyor.

–         Laf!…ben uçurtmamdan memnunum. Uçurtmanın iyisi küçük ve çevik olur. Sana elmaşekeri vereyim mi Hayrullah can?

–         İstemez, şimdi kuşları izliyorum ben.

–         Tamam.

–         Ne tip yav?!

 Yapılan araştırmanın sonuçlarına göre kuşlar Makz Plantz Enstitüsünden Kutuplara doğru uçarken yönünü kaybetmişti. Bu ikinci vak’aydı. Geçen yıl da böyle olmuştu. Kuşları şaşırtan bir faktör vardı. Neydi acaba? Tüm kadrolu, mevki kapmış ve maaşı bol soslu masa alimleri kafa kafaya verip, koyu kahve içerek konuyu tartışıyorlardı. Nihayetinde Sibirya’daki ve Alaska’daki alimleri davet etmeğe karar verdiler. Kuşlar neden şaşırıyordu. Dünya sabitti. İnsanlar sabitti.

 (Devam edecek)

Eyüp YÜKSEL

Bu yazı 682 kere okundu.
Etiketler:
hikaye hikayeler öykü
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri evden eve nakliyat Simyacı özet kısa ve öz Hikaye haritası ne demek