Neticeyi arayan Hatice (5)


Dindar olmasa bile inancı vardı Hatice’nin. Bu yasak fiili nasıl işlemişti? Acaba zina yapmak mı kötüydü yoksa aylarca fingirderken aklına Rabbinin gelmemesi mi? Başkalarının arkadaşlarından konuşması belki de en hafifiydi çekeceği sıkıntıların. Ya hamile kaldıysa? Bir de bu vardı. Kerem’in bu konuda tasa çekmesine gerek yoktu, karnı büyüyecek olan kendisiydi. Belki de hamile kalmamıştı kim bilir? Peki hamile kalmayınca gene kendisini namuslu hissedebilecek miydi? Tövbe eder yoluna devam ederdi belki. Tövbe edince hemen halloluyor muydu bu iş? Kendisine kükreyecek babasına “dert etme tövbe ettim mi” diyecekti? Nasıl yüzleşecekti babasıyla? Daha kötüsü nasıl yüzleşecekti Rabbiyle?

İçi iyice sıkıldı. Daraldıkça daraldı. Tövbe etmesini de bilmiyordu. Tövbe demeyle tövbe olur muydu acaba? Babası kızınca “tövbe estağfirullah” derdi.  Bu tövbe sayılır mıydı ki?

Düşünürken Yunus(as) ‘ın duası aklına geldi. Onun hikayesini babası küçükken anlatmıştı. Yunus (as) peygamberdi ve halkı doğru yola çağırırdı. Ama halkın nasihat almaya niyeti yoktu.  Yunus (as)bildiğinden şaşmayan halkı daha fazla yarar getirmeyeceğini düşünerek orayı terk etti. Halbuki bir süre daha beklemesi gerekirdi. Yunus (as) gemiyle giderken gemideki yolcular hurafeleri gereği onu denize attılar.

Yunus (as) yanlış yaptığını anlamıştı. Balina onu yutmuş, o canından çok, Rabbi tarafından nasıl affedileceğini düşünüyordu. Mırıldanmaya başladı:

”Lâ ilâhe illâ ente sūbhâneke innî kūntū minazzâlimin”

Yani ”Allâh’ım! Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni bütün noksanlıklardan uzak tutar, tenzih ederim. Gerçekten ben, zâlimlerden oldum.” Bu duayı okuyarak kurtulmuştu.

Hatice bunları düşünürken biraz ferahlamıştı. O da tekrarlamaya başladı:

”Lâ ilâhe illâ ente sūbhâneke innî kūntū minazzâlimin”

”Lâ ilâhe illâ ente sūbhâneke innî kūntū minazzâlimin”

”Lâ ilâhe illâ ente sūbhâneke innî kūntū minazzâlimin”

Bu duayı okumak ona iyi gelmişti. Bir hata yapmıştı. Ama bunun da telafisi olmalıydı. Şimdi babasının dayağını daha az umursuyordu, kendisinin hakkında çıkarılacak “hafif kadın” söylentilerini de.

Vicdanı da sakinleşmiş onunla birlikte tekrar ediyordu:

 ”Lâ ilâhe illâ ente sūbhâneke innî kūntū minazzâlimin”

Bunu okurken düşünceler dağıldı gitti. Sanki kara bulutlar açmış, güneş yüzünü göstermişti. Gözlerinden yaş geldi. Ağlıyordu. Yanında oturan yarım yaşmaklı orta yaşlı bayanın dikkatini çekmişti bu:

“Ne oldu yavrum?”

Hatice cevap vermedi. Ağlaması başkalarının da dikkatini çekmişti. Konuşma ihtiyacı hissetti. Burnunu çekerek:

“Önemli değil” dedi.

Ayaktaki delikanlı “sevgilisinden ayrılmış herhalde” diye fısıldadı yanındakine.

Sevgili mi? O değil sevgili dayandığı kolçak bile olamazdı artık. Ama başkalarının canını yakmaya devam edecekti kuşkusuz. Hatice’nin yaşadığı trajikti. Ama daha nice üzücü hadiseler yaşayacak, aptalca hatalar yapacaktı. Hayat hatalar oyunuydu Hatice belki kim bilir kaç kere hata yapıp günah kuyularına düşecekti. Ama bugün en azından düştüğü kuyudan nasıl çıkacağını öğrenmişti.

Tövbe ederek..

SON

Bu yazı 800 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri evden eve nakliyat Simyacı özet kısa ve öz Hikaye haritası ne demek