Park yeri hikayesi


Apartmanın önündeki park yerime son zamanlarda birisi park ediyordu. Uzun zaman aracın sahibini bulamamıştım.  Bir gün benim yerime park eden kişiyi, park ederken yakaladım. Park yerinin benim olduğunu, plakamın duvarda yazılı olduğunu söyledim. On beş senedir aynı park yerini kullandığımı da ilave ettim. Park yerimi kullanan apartmana yeni taşınmış bir avukattı. Apartmanın önünün kamusal alan olduğunu, herkesin her yeri kullanabileceğini söyledi. Ben de gelenek göreneklerden bahsettim. Biraz uzak da olsa başka bir yere park edebilirdi. Ama anlaşamadık, alaycı bir şekilde “istersen beni dava et” dedi. Adama gıcık olmuştum, ama yapacak bir şey yoktu.

Çocukken yaptığımız bir şey aklıma geldi. Biz çocukken gıcık olduğumuz kişilerin arabalarının tekerleklerinin altına çivi koyardık. Lastik patlayınca da mutlu olurduk. Bende evden bir çivi alıp gece adamın arabasının tekerleklerinin altına çivi yerleştirdim. Başka türlü sinirim geçmeyecekti. Adam ertesi gün kaza yaptı. Benim yerleştirdiğim çivilerden biri lastiğe saplanmış, ama ilk aşamada lastik patlamamıştı. Yolda giderken aniden lastik patlamış. Adamda arabanın kontrolünü kaybedip şarampole yuvarlanmış. Adamın kolu kırıldı. Ben böyle bir şey olsun istememiştim. Yaptığımdan pişman olmuştum ama adama itiraf etsem beni mahkemede süründürürdü. Ben de söyleyemedim. Ama adam kafayı bana takmıştı. Yolda karşılaşırsak bana “senin yaptığını biliyorum” dercesine işaretler yapıyordu. Bir gün beni açık açık tehdit etti. “ Bu işte kesin senin parmağın var, ocağını söndüreceğim” dedi. Ben aldırış etmedim. Onun bana dediği gibi “Mahkemeye ver beni o zaman” dedim. Böyle söyleyince adamın iddiasını kabul etmiş gibi olmuştum. Adam hırs yaptı, benim açığımı bulmak için dükkanımın ruhsatını bile araştırmış. Ben de bir şey bulamayınca hanıma daha sonra kızıma yöneldi. Adam meğerse saplantılı biriymiş. Kızımın okulunu, öğretmenlerini araştırıp, hiç olmazsa kötü not alsın diye parti teşkilatı üzerinden okul müdürüne bile ulaşmış. Birilerine eşime benim için başka kadınla görüldü dedirtmiş. Adamın manyak olduğunu anlayınca üzerine gitmemek için görmezden geldim. Ama adam durmuyordu. Bir gün kızımı yolda sıkıştırmış “Sen evlatlıksın” demiş. İşte o zaman sinirden çıldırdım. Adamın evine doğru gidip kozları paylaşmayı düşündüm. Dakikalar ilerledikçe sinirim artıyordu. Adamın evininin ziline bastım açan olmadı. Bende dışarıya çıkıp en azından camını taşlamayı düşündüm. Adamın evi ikinci kattaydı ve pencerenin biri de açıktı. “Neden bu sorunu kökten çözmeyeyim?” dedim. Cebimden zippo tipi çakmağı çıkardım ve yaktım. Pencereye doğru fırlattım. İsabet kaydetmiştim. Bir süre sonra tutuşan perdeler yapmak istediğimi başardığımı gösteriyordu. Adamın evini yakacaktım. Ama adam ve ailesi de içerdeydi. Yangını büyümeden söndürdüler.

Ben bir sonraki aşamada ne yapacağımı düşünürken adam apar topar evden taşındı. Bir daha da ona rastlamadım. Karşısında evi yakacak kadar gözü kararmış birini görünce tırsmıştı anlaşılan. Saplantılı biriyle olan savaşımı kazanmıştım, ama itiraf ediyorum insanlık açısından kaybettim.

Bu yazı 708 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri evden eve nakliyat