Sekiz numara


Semih lüks bir sitede kapıcıydı. Güne erken başlar, her sabah yedide apartman sakinlerinin siparişlerini almak için kapıları dolaşırdı. Bugün de sıradan bir gündü. Kapıların zillerini bastı. Kimisi ekmek, kimisi şeker siparişi verdi. Kimisi de kapıyı açmadı. Kapıyı açmıyorsa, verilecek siparişi yok demekti.

Sekiz numara Semih’in dikkatini çekiyordu. Sekiz numara ne sabah siparişlerinde ne de akşam çöp toplama saatlerinde kapıyı açıyordu. Halbuki eşi Zehra buraya bir ay önce bir öğretmenin taşındığını söylemişti.

Semih sıradan bir kapıcı olsa da şüpheli gördüğü şeyleri yorumlamaya çalışırdı. Ona göre her şeyin bir sebebi vardı. Sekiz numaranın kapıyı açmamasının da bir nedeni olmalıydı mutlaka.

Öğleden sonra merdivenleri silerken derinlere daldı. Kendisi zor şartlarda çalışmasına rağmen asgari ücret alıyordu. Bu sitede oturanlar ne işle meşguldüler de bu kadar parayı kazanabiliyorlardı. Hepsi de mirasyedi olacak değillerdi ya ! Peki ya sekiz numara? Orada da bir şeyler dönüyor olabilirdi? Orası belki de bir işadamının garsoniyeriydi. Belki de gizliden hint keneviri yetiştiriyorlardı orada.

Semih bunları düşünürken yukarıdan ayak sesleri gelmeye başladı. Anlaşılan yüksek topuklu birisi geliyordu. Gelen sarışın bir bayandı, selam vermeden aşağıya doğru indi. Semih’e göre bu bayanın durumu oldukça şüpheliydi.  Son zamanlarda karşılaştığı bu bayanı tanımıyordu. Acayip birisiydi. Apartmanın diğer sakinlerinin taşındıklarında ilk yaptığı şey Semih ile temasa geçmek olmuştu. Ne de olsa aidat veriyorlardı, karşılığını almak için Semih’e türlü türlü ricalarda bulunurlardı. Demin geçen hanım apartmanın bir sakini olsa mutlaka Semih’le temasa geçmesi, yolda karşılaşınca en azından “kolay gelsin” demesi gerekiyordu.

Peki apartman sakini değilse ne diye ikide bir bu bayana rastlıyordu? Yoksa bu kadın apartman sakinlerinden birine gelip giden “kötü kadın” olabilir miydi? Fahişe demeye dili varmıyordu. Bu nezih apartmana böyle kişilerin gelip gitmesi ihtimali bile Semih’i tiksindirirdi.

Peki ya daha da kötüyse? Demin giden bayan sekiz numarada oturuyorsa ve birilerinin metresiyse? Görüşüne bakılırsa alımlı ve şuh birisiydi. Kendisine hiç selam vermemesinin sebebi ahlaksız bir yaşam sürmesi olabilir miydi?

Ertesi gün Semih bahçe bakımıyla ilgileniyordu. Dünkü kadın yine aynı saatte apartmandan çıkıyordu. Ne hikmetse hep apartmandan çıkarken görüyordu bu bayanı, hiç apartmana girerken görmemişti. Bu sefer sıra dışı bir şey oldu. Sarışın bayan Semih’in yanından geçerken durdu. Bozuk Türkçesiyle konuştu:

-Af edersiniz, siz var ne zaman bana gelmek ?

Semih öylece bakıyordu. Cevap vermeli miydi, vermemeli miydi? Cevap verse ne diyecekti. Aklına ilk geleni söyledi:

-Yani öyle böyle, kem küm!

Ne diye bu kadında cevap vermek zorunda hissetmişti ki kendini? Belki de sadece alışkanlıktı. Apartman görevlisi olmanın verdiği mesuliyet gereğiydi belki de.

Kadın kararlıydı. Kadın saatini göstererek:

-Sen var ne zaman gelmek ?

Semih afallamıştı. Kalbi heyecandan dışarı fırlamak üzereydi. Kamera şakası olabilir mi diye etrafına baktı. Kadının mimiklerini anlamak için yüzüne ve mavi gözlerinin içine baktı. Hayır, kadın gayet ciddiydi. Neden kadına gidecekti ki ?

Semih anlamsız gözlerle kadına ne olur bitsin bu konuşma der gibi kadına baktı. Anlaşamayacaklarını anlayan kadın seri adımlarla uzaklaştı.

Semih’in teorisi gerçek mi oluyordu acaba? Bu yabancı uyruklu kadın birilerinin metresi olabilir miydi? Daha da kötüsü bu kadın pahalı bir fahişe olabilir miydi? Peki neden Semih’e ne zaman geleceğini soruyordu ki? Onu tarifesi Semih’in maaşından fazla olmalıydı. Aklı iyice karışmıştı.

Hemen gidip eşini sorgulamalıydı. O mutlaka bir şeyler biliyor olmalıydı.  Direk konuya girdi:

-Şu sekiz numarada oturan öğretmen bir bayan demiştin değil mi? Hiç gördün mü sen onu?

-Öğretmen dediler, apartmanın içinde bir iki sefer karşılaştım hiç selam vermeden gelip geçiyor.

-Benim boylarda, sarışın ince yüzlü biri mi bu?

-Evet öyle.

-Yabancı mı bu kadın?

-Ne bileyim hiç konuşmadım ki?

Karısından bir şey öğrenemeyen Semih konunun üzerinde durmamaya karar verdi. O gün akşam onda kapıcı dairesine bir çağrı geldi. Çağrı düğmesine basan sekiz numaraydı. Genellikle bu saatlerde kimse olağanüstü bir şey olmadıktan sonra çağrı yapmazdı. Semih istemeyerek de olsa sekiz numaraya çıktı.

Karşısındaki yine aynı sarışın bayandı. Ve yine aynı konuyu açtı:

-Sen ne zamanlar bana gelmek?

-Anlamadım efendim?

-Sen ne zamanlar bana gelmek?

– Tam olarak anlayamadım efendim.

Kadın içeriden çöp torbasını getirerek:

-Sen var çöpleri ne zaman almak ? Ben var çalışmak dört piem (PM)başlamak, dokuz piem bitirmek. Ben var İngilizce ders vermek bu zamanlar arası. Sen çöp almak ben evde olmamak. Ben evde olmak sen çöp almamak.

Kadın bir elinde sözlük bir elinde çöp torbası, oldukça bozuk Türkçesiyle meramını anlatmaya çalışıyordu. Semih nihayet rahatlamıştı. Aslında yabancı kadının söylediklerini başka bir apartman sakini söylese yanlış anlaması mümkün değildi. Ama şive ile konuşan yabancı kadının söyledikleri nedense Semih’in beyninde farklı şekilde yankılanmıştı.

Bu yazı 657 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri evden eve nakliyat Simyacı özet kısa ve öz Hikaye haritası ne demek