Talha iç sunucu hatası verirse


Talha muhasebecinin yanında çalışan çalışkan ve dürüst birisiydi. Zekiydi, lise mezunu olmasına rağmen patronu Hamdi Bey bütün işleri gözü arkada kalmadan ona yıkabiliyordu. 4 yıldır muhasebecinin yanında çalışan Talha çoğu deneyimli muhasebeciden bile daha bilgili olmasına rağmen maaşı yaptığı işe göre pek azdı. Bir gün gelir değerim anlaşılır, maaşıma zam alırım diye düşünüyordu. Ama patronu Hamdi Bey’in pek de zam yapmaya niyeti yoktu. Ne zaman Talha zam istemeye yeltense Hamdi Bey “Senin yerine acemi birini işe alır, yaptığın işleri birkaç günde ona öğretebilirim, işine gelirse!” diyerek resti çekerdi. Aslında bu kocaman bir blöftü, Talha işi bırakıp gitse yerine daha ucuza çalışabilecek birisini hem de Talha gibi beceriklisini bulması imkansızdı.

Talha hakkı olanı isteyemediği gibi, kendinden bir şey istenirse de hayır diyemezdi. Talha’yı tanıyanlar ondan pek güzel istifade ederlerdi. Talha için kendini sömüren yakın arkadaşlarına yardım etmek dert değildi. Ama bazıları Talha’nın kanının son damlasına kadar sömürüyorlardı. Örneğin Yunus bunlardan biriydi. Yunus Talha’nın çalıştığı muhasebecinin eski elemanlarından biriydi. Talha ilk muhasebe bilgilerini ondan öğrenmiş ve minnettar kalmıştı.  Bildiği kıt bilgileri paylaşarak Talha’nın güvenini kazanan Yunus ondan yüklü miktar borç almış ve ödememişti. Başkalarını da bu şekilde dolandıran Yunus daha sonra ortalıktan kaybolmuştu. Başka şehre taşındığı söyleniyordu.

Talha’yı dolandıran sadece Yunus değildi. Eniştesi Enver, Talha’ya kredi çektirip kumar borçlarını kapatmıştı. Eşi uyarmasa iyi niyeti ve saflığı nedeniyle daha bir çok kişi Talha’ya kancayı atacaktı.

Talha artan borçlarını kapatmak için akşamları bir bilişim firması için bilgisayara veri giriyordu. Neredeyse günde 18 saat çalışan Talha ara sıra düşüncelere dalıp gidiyor, kendine gelince garip davranıyordu.

O akşam da her zaman ki gibi bilişim firmasının bilgilerini bilgisayara girmekteydi. Sunucudan kaynaklı bir sorun nedeniyle sistem kesintili çalışıyordu. Saatler 3’ü göstermesine rağmen Talha’nın o günkü işi hala bitmemişti. Ekranda 1,5 saattir “iç sunucu hatası” yazıyordu. Bu sefer düzelecek gibi görünmüyordu. İşi sabaha kadar bitiremezse yarın parasını alamayacak, vadesi gelen kredi taksidini ödeyemeyecekti. Bu eniştesinin kumar borcu için çektiği krediydi. Talha hata verip düzelmeyen sunucuya mı, kendisine kredi çektirip sonradan arayıp sormayan eniştesine mi, yoksa enayiliğe doymayan kendisine mi kızmalıydı? Gözlerini ekrandan ayırmadan devamlı bunları düşünmekte olan Talha’nın beyni de iç sunucu hatası vermişti. Gün ağarana dek hayat belirtisi göstermeksizin ekrana baktı. Eşi ise hala uyuyordu.

Zırrrrrrrrrrr!

Çalan saat Talha’yı yaşadığı dünyaya döndürdü. Saatler sonra nihayet gözlerini ekrandan ayıran Talha’nın yüzünde gülümseme belirdi. Kendine geldiğinde kafasında endişeden, kederden eser kalmamıştı. Sadece ufak bir iki problemi vardı halledilmesi gereken. Bu Talha kesinlikle akşamki Talha değildi. Yeni Talha eskisi gibi zekiydi ama vicdani duygularından arınmıştı. Eski Talha’ya blöf yapmak, onu kandırmak kolaydı, yenisi ise o güne dek görülmemiş bir blöfe hazırlanıyordu.

Talha o gün işe gitmek yerine Yunus’un izini sürmeyi denedi. Başka şehre taşındığı söylenen Yunus’u aramak için daha önce hiçbir çaba sarf etmemişti. Ne de olsa Yunus’u bulsa bile parasını gene alamayacaktı. Ama bu sefer farklıydı, Yunus’u bulacağına, bulduktan sonra değil parasını, ciğerlerini bile sökeceğine emindi. Yunus’un adresini, hatta çocuklarının hangi okula gittiğini bulmak sadece bir iki saatini almıştı. Meğerse şehir dışına taşındığı söylenen Yunus sadece şehrin öbür yanına taşınmıştı. Bu bilgileri Yunus ile ortak bir arkadaşından kolayca edinen Talha’nın kendine olan güveni gittikçe artmıştı. Hemen Yunus’un küçük oğlunun gittiği kreşe gidip kendini Yunus’un kardeşi olarak tanıtarak küçük çocuğu kolayca alıp götürdü. Telefon kulübesinden Yunus’u arayan Talha borcunu bir saate kadar yatırmasını aksi halde küçük çocuğun organlarını parça parça göndereceğini söyledi. Sadece tek cümle söyleyip telefonu sertçe kapattı.

Talha çocuğu başka bir kreşe götürerek kaydetti. Akşam çocuğu almaya gelince aylık ücreti peşin olarak ödeyeceğini söyleyen Talha’ya kimse çocuğun babası mısın diye sormamıştı. Çocuğu kreşe bırakan Talha eniştesini arayarak elinde iki Rus fahişe olduğunu ve hemen garsoniyere gelmesini istedi. Eniştesi kumarın yanı sıra kadınlara da düşkündü. Sırf bu iş için arkadaşlarıyla ortak garsoniyer tutmuştu.

Rus lafını duyan Enver yarım saat içinde soluğu garsoniyerde almıştı. Rus’ların 15-20 dakikaya geleceğini söyleyen Talha bu sırada eniştesine uyku ilacı verdi. Uyuyan eniştesini soyan Talha aynaya küçük bir not yapıştırdı:

“Borcunu ödemezsen fotoğraflarını tüm dünya görür. Ayrıca kumarı da bırakacaksın!”

Aslında fotoğraf çekmemişti. Ama eniştesi bunu bilemeyeceği için problem yoktu.

Öğleden sonra işyerine gitti. Hamdi Bey Talha’ya polislerin onu aradığını söyledi. Yunus polise gitmiş, olaydan herkesin haberi olmuştu. Talha:

-Biliyorum, Yunus ile çıkar ilişkisine giren herkesi arıyorlar!

Bu söz Hamdi Bey’in panik olmasına neden olmuştu. Çünkü işten ayrılırken içerideki alacağını alamayan Yunus Hamdi Bey’in laptopunu ve çekmecedeki bir miktar parayı da yanında götürmüştü. Hamdi Bey Yunus’u tehdit etse de Yunus bir süre sonra izini kaybettirmişti. Alelacele toparlanan Hamdi Bey:

-“Bugün erken kapatalım. Ortalıkta dolaşmasak daha iyi olur.” dedi.

Hamdi Bey paltosunu askılıktan alırken Talha Hamdi Bey’in odasına gidip masanın altındaki elektrikli ısıtıcıyı açtı, masanın üzerindeki kağıtlardan birkaç tanesini ısıtıcıya değecek şekilde koydu.

İşyerinden sakin adımlarla çıkan Talha sinemaya gitti. Ne zamandır film seyretmemişti. Üstelik ğolisler onu sinemada bulamazdı. Sinemadan çıktığında hava kararmıştı. Cep telefonunu açar açmaz Talha’ya telefonlar yağmaya başladı. İlk arayan eniştesi Enver’di. “İstediğin tamamdır” diyordu telefonda. Uyanır uyanmaz ilk işi bankadan kredi çekip Talha’nın hesabına yatırmak olmuştu Enver’in.

Daha sonra Hamdi Bey aradı. “Koş yetiş,yanıyor dükkan!” diye bağırıyordu telefonda. Yangında Hamdi Bey’in işle ilgili her şeyi yanmıştı. Özellikle müşterilerinin yıllardır tuttuğu defterler Hamdi Bey için çok değerliydi. Yıllardan sonra yeniden sıfırdan başlamak zorunda kalacaktı. Yangın konusunda ise suçlanacak kimse yoktu. Aceleyle çıktıkları için ısıtıcıyı açık bırakmış olmalıydı.

Kendine gelen telefonları sadece dinlemekle yetinen Talha bakkaldan iki ekmek alarak evin yolunu tuttu. Henüz eve varmamıştı ki telefonu yeniden çaldı. Arayan Yunus’tu. Sesi yorgun geliyordu:

-“Talha’cığım şimdi karakoldayım. Senin hakkında şikayet dilekçesi vermiştim. Ama akşama doğru çocuğu başka bir kreşte buldular. Ben şimdi şikayetimi geri çektim, paranı da yatırdım. Onun için sen başka deliliklere kalkışma olur mu?” diyerek telefonu iyi dilek temennileriyle kapattı.

Talha bir günde tüm sorunlarını halletmiş olmanın rahatlığıyla ıslık çalarak, yağmurun ıslattığı kaldırımda yürürken bundan sonra yoluna hangi Talha olarak devam edeceğini düşünüyordu. Çok geçmeden sorunun cevabını verdi:

-Cin şişeden çıktı artık!

Bu yazı 466 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri evden eve nakliyat Simyacı özet kısa ve öz Hikaye haritası ne demek