Zamansız aşk


Nikah hazırlıkları neredeyse tamamlanmıştı.  İki hafta sonra tatlı sıkıntılar sona erecek ve dünya evine gireceklerdi. Nişanlı çift oturacakları evin perdesini seçmek üzere perdeciye geldiler. Kız bej ile krem arasında kararsızdı. Delikanlı ise kızın seçtiklerinin daha ucuzunu seçmekte kararlıydı. Nagihan Serdar’ın eşya seçimiyle ilgili umursamazlığına sinirlense de erkekler hep böyleydi, sanatsal değil parasal olarak bakıyorlardı hayata.

Aynı dükkanda kendileri gibi perde seçmeye gelen bir çift daha vardı. Bunların durumu daha beterdi. Dükkana girerken bile ağız dalaşı yapan çift, kah musluk seçimi, kah kapı boyasıydı, iyiden iyiye taarruz halindeydiler. Galiba bunlar da kendileri gibi düğün öncesi stresi yaşıyorlardı.

O an beklenmedik bir şey oldu. Diğer çiftin erkeği Nagihan’a göz kırptı.  Nagihan’ın gözleri şaşkınlıktan fal taşı gibi açıldı.  Delikanlı iş mi atıyordu acaba kendisine? Bu erkekleri anlamak imkansızdı. Birkaç gün sonra evlenecek birisi neden böyle bir şey yapmıştı ki?

O gün birkaç dükkan daha gezdiler, düğün alışverişi neredeyse tamamlanmıştı.   Serdar ile Nagihan ertesi gün buluşmak üzere ayrıldılar. Nagihan otobüs durağında beklerken telefonu çaldı:

-Merhaba Nagihan hanım sağa bakın beni gereceksiniz.

Nagihan sağa baktı. On metre ilerde kendisine işaret çakan delikanlıyı gördü. Bu dükkanda kendisine göz kırpan kişiydi. Acaba bu kişiyle daha önceden tanışıklığı mı vardı ? Bunun açıklaması başka ne olabilirdi ? Delikanlı yavaşça durağa yürüdü.

-Beni tanıdınız değil mi ? Dükkanda karşılaşmıştık hani?

-Daha önce başka bir yerde karşılaşmış mıydık?

-Yoo, sanmam?

-Nişanlımın arkadaşı mısın?

-Yoo, onu nereden tanıyacakmışım  ki?

-Peki o zaman neden buradasınız ?

-Hoşlandım sizden ?

-Biraz ayran gönüllüsünüz galiba ?

-Yoo , nişanlımdan bile daha çok etkilendim sizden ?

-Sapık falan mısınız ?

-Ne münasebet, elektrik mühendisiyim!

-Ooo maaş kaç para ?

-5 bin aldım bu ay.

-Fena değilmiş, bizimkisine 2 bin bile vermiyorlar.

– O zaman neden biz evlenmiyoruz?

-Burcunuz ne ki?

-Balık ?

-Demek alık olmanız bundan. Biraz saçmaladığınızın farkındasınız değil mi?

-Aşık oldum size!

-Ne çabuk be adam!

-İlk görüşte aşk galiba…

Nagihan biraz yumuşamıştı. İlgi görmek, ilgi kimden gelirse gelsin iyi bir şeydi. Özellikle nişanlısı ile gergin geçen bu zaman diliminde iltifata çok ihtiyacı vardı.

-Adınız ne demiştiniz ?

-Kemal.

-Peki bende ne buldunuz ki ?

-Gözlerinize baktım kendimi kaybettim, kendimi bile bulamadım ki başka bir şey arayayım, aşığım size!

Delikanlının sözleri sanki sihirliydi. Nagihan ibreyi yavaş yavaş yeni tanıdığı delikanlıya çevirmeye başlamıştı. Ama yelkenleri hemencecik suya koyvermemesi gerekiyordu.

-Sonuçta aşk bir yere kadar, ikimiz de yakında evleneceğiz, yakınlaşmasak iyi olur.

Kız diliyle kestirip atsa da aklı karışmıştı bir kere. Delikanlı da kancayı taktığının farkındaydı:

-Peki sen nasıl istersen, biz yarın tuhafiyeciye uğrayacağız ilk iş olarak.

-Bir soru soracağım, sen benim telefonu nereden buldun ki?

-Perdeciye söylerken duydum.

-İyi, görüşürüz o zaman…

Neden böyle söylemişti ki ? Neden “görüşürüz” demişti ? Nagihan’ın kafası karışmıştı. Delikanlının aşkı sahte miydi gerçek miydi bunu bilemezdi ama kendi nişanlısından vasıflıydı. Bir kere daha iyi geliri ve başkalarıyla iletişim kurma yeteneği vardı. Mevcut nişanlısı ile iletişim problemleri yaşadığını düşününce sürpriz aşık iyi bir alternatif olabilirdi. Yarın o tuhafiyeciye gitmeliydi..

Ertesi gün Nagihan nişanlısını arayarak tuhafiyeciye gelmesini söyledi. Tuhafiyeciye vardıklarında Kemal ve nişanlısının da orada olduklarını gördüler. Nagihan ve Kemal dışındakiler için bu bir tesadüftü. Kemal ve nişanlısı yine sıkı bir didişme içersindeydiler. Nagihan bir ara diğer kıza yaklaşarak:

-Sizi dün de görmüştüm galiba. Alışverişi birlikte yapalım mı ? dedi. Arkasından sözüne açıklık getirdi:

-Eşya seçiminde hepimiz zorlanıyoruz galiba. Birlikte alışveriş yaparsak biz kız kıza fikir alışverişi yaparız, delikanlılara da sadece ödemek kalır, ne dersiniz ?

Hiçbir şeyden haberi olmayan  kıza bu fikir cazip gelir ama nişanlısının bu fikri kabul etmeyeceğinden emindir. Çünkü onun anlaşması zor birisi olduğunu düşünmektedir.

-Ne dersin Kemal ?

-Olur, neden olmasın ? Siz alışverişi yapın biz paraları ödeyelim. Zaten başka türlü anlaşamayacağız.

Nagihan Serdar’a baktı:

-Bana da uyar tatlım.

Birkaç gün içinde çiftler birbirleriyle kaynaşmış, alışveriş de sorunsuz tamamlanmıştı. Her gün öğlenleri birlikte yemek yiyor akşamları birlikte takılıyorlardı. Bu birliktelikler Nagihan ile Kemal’i birbirine yaklaştırmıştı.

Düğün gününe iki gün kala Nagihan’ın kafası iyice karışmıştı. Serdar’ı bırakıp Kemalle mi devam etmeliydi, yoksa sadece birkaç gündür tanıdığı Kemal’i yok mu saymalıydı? Kemal’i aradı. Niyetinin ciddi olup olmadığını sordu. Kemal “buluşalım” dedi “nişanlın da gelsin birlikte çözelim”

Kemal ne yapmak istiyordu acaba ? Kemal’de karar kılacaksa bunun yolu Serdar’ı yüzüstü bırakmaktan geçerdi. Bu dört kişinin müzakeresi ile halledilebilecek bir mesele değildi. Serdar’ın hiçbir şeyden haberi yoktu. Kemal’in nişanlısının da öyle.

Dört kişi nezih bir çay bahçesinde buluştular. İlk çaylar içilmişti ki Kemal önemli bir açıklama yapacağını söyledi:

-Arkadaşlar birkaç gündür tanışıyoruz ama birbirimizi sevdik. Hatta çok sevdik. Herkes duysun ki ben Nagihan’ı seviyorum !

Diğerleri öylece bakakaldı. İlk tepki veren Serdar oldu. Yumruğu Kemal’in gözüne indirdi. Kızlar erkekleri ayırdılar. Herkes yoluna gitti. Kemal nişanlısı ile, Nagihan da Serdar ile birlikte oradan ayrıldı. Nişanlısının kendisi için dövüştüğünü gören Nagihan gururlanmıştı. Demek ki aslında değer görüyordu. O yumruktan sonra Serdar’a daha fazla bağlandı. Ama Kemal ne olacaktı ? Sormasa meraktan çatlayacaktı. Kemal’e telefon etti:

-Beni hakikaten seviyor musun ?

-Aslında hayır, seni tanımıyorum da, aşık da değilim. İkinizi o gün perdecide gördüğümde siz de biz gibi didişiyordunuz. İlişkilerin bazen sınanması gerekir. Nişanlımı sınamak için böyle bir oyun planladım. Zor şartlarda evlilik bağı kuruyoruz, ilk engebeye takılıp düşmememiz gerekir değil mi? Sizin de bizim de böyle bir sınanmaya ihtiyacımız vardı. Biz bu sınavı kazandık. Nişanlım “Sen benden başkasını sevmezsin” dedi, yani güvendiğini gösterdi bana. Benim istediğim de buydu zaten. Nişanlın seni sıkıştırırsa suçu bana atarsın. Yumruk yiyerek kendimi feda ettim zaten…

Bu yazı 833 kere okundu.
Etiketler:
Aşk Hikayeleri
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri evden eve nakliyat Simyacı özet kısa ve öz Hikaye haritası ne demek