Zorunlu motivasyon yemeği!


Yatakta bir o yana bir bu yana dönen Recai uykunun son demlerini yaşıyordu. 50’li yaşlarda olmasına rağmen tatil günlerinde bebekler gibi uyumayı severdi. Ama odanın içindeki hain kara sinek ve yatak odasına vuran sabah güneşi onu rahat bırakmıyordu. Nihayet açılan kapının sesi uzatmaya çalıştığı uykusuna son noktayı koydu. İçeri giren eşi Naciye’ydi.

-“Kahvaltı hazır bey.” dedi kısık bir sesle.

Recai uykusunun katili olarak gördüğü Naciye’ye öfkeyle baktı. Yatakta doğrularak Naciye’yi laf bombardımanına tutmaya hazırlandı. Naciye ise usulca kendini odadan dışarı attı.

-“Bir pazarım var benim. Koca evin yükünü çekiyorum, bırakın tatil günü uyuyayım!” dedi Recai. Gözleri öfkeden pörtlemiş, adeta yuvalarından fırlayacaktı.

Naciye için Recai’yi kahvaltıya uyandırmak Pazar gününün ilk işkence seansıydı. Recai’nin ne zaman uyanacağı belli olmazdı. Naciye kahvaltıyı erken hazırlasa ya Recai’yi uyandırıp sürüyle laf işitecek, uyandırmayıp beklese, Recai “bu kahvaltı niye soğuk” diye fırçalayacaktı. Kahvaltıyı geç hazırlamak ise Recai’nin erken kalkma ihtimali nedeniyle oldukça riskliydi. Pazar sabahı kalkıp da kahvaltıyı hazır görmeyen Recai yıkardı ortalığı.

Recai yataktaki gerinme ve kaşınmaları sona erince terliklerini aradı. Akşam antreye veya başka bir yere bıraktığı terlikleri sabahleyin yatağın ucunda olmasını beklerdi. Bulamayınca feryadı bastı:

-“Naciyeeee! Ulan sersem karı! Nerede bu terlikler?” diye başlayan sözlerini çeşitli küfür kombinasyonlarıyla sürdürdü.

Nihayet poposunu yatağından ayırabilen Recai ayağa kalkarak klasikleşen sabah kaşınmasına başladı.

Önce sağ elini atletinin altından sokarak göbeğini kaşımaya başladı. Sonra elini göbeğinin ilgi bekleyen diğer kısımlarına kaydırdı, daha sonra vücudunun diğer kısımlarına…

Yeterince selfmasaj yaptıktan sonra mutfağa doğru ilerledi. Kahvaltı masasını gören Recai hemen sandalyeye ilişti. Sandalyeye oturduğunda gururla gülümsedi.  Çünkü oturduğu sandalyenin bir ayağı kırılmaya yakındı. Bunu bilen Recai poposunu sandalye üzerinde dengeli yayarak sandalyeyi kırmadan oturmayı başarmış ve bu becerisinden ötürü gururlanmıştı. Evin bir çok eşyası bu şekildeydi. Recai tamir temizlik gibi sıkıntı veren şeyleri sevmez, yaratıcı zekasını kırık veya bozuk eşyaların nasıl kullanılacağı hakkında fikirler üretmeye harcardı.

Masaya oturunca yaş ekine dalmış koyun gibi kesintisiz tıkınmaya başladı. Kaşına bulaşan reçele, bıyığına sürülen yumurtaya aldırmaksızın avurdunu doldurmaya çalışıyor, çiğnemeden yutuyordu. Nihayet midesinin alt kısmının dolduğunu anlayınca yavaşladı, derin bir nefes aldı. Yemek yemekten nefes almaya vakit bulamamıştı.

Karnı doymaya başlayan Recai yine kendinden bekleneni yaptı, kara çalı gibi yaralayıcı diliyle kahvaltı hakkındaki eleştirilerini kusmaya başladı. Çayın deminden yumurtanın kıvamına kadar her konuda Naciye’yi yerden yere vuruyordu.

Naciye her zaman yaptığı gibi susuyordu. Susalı yıllar olmuştu. Evliliğin ilk yıllarında çok kavga etmişler, sonra Recai ile laf ile baş edemeyeceğini, hiçbir sözün bu herife tesir etmeyeceğini  anlayınca susmuştu. Hem kavgalı bir ortamdan çocuklar da kötü etkilenecekti. O yüzden sustu. Oğlan üniversiteye, kız ise kocaya gitmişti ama hala susuyordu.

Recai sözlerini “Ben seni motivasyon yemeğine götüreceğim, senin yaptıklarına bak, beni hak etmiyorsun!” diyerek tamamladı.

Naciye Recai ile aynı ortamda bulunmak istemezdi. Bu nedenle de akşam yemeğe falan gitmek istemiyordu. Onun için akşam fırçasını yedikten müteakiben erkenden yatmak Recai’den kurtulmak için yegane çözümdü. Zaten ertesi sabah ta Recai işe gidecek, Naciye biraz olsun nefes alacaktı. Birkaç kere gitmek istemediğini söyledi. Ama motivasyon yemeğine gitmek zorunluydu.

Recai ısrarlıydı, o motivasyon yemeğine gidilmeliydi. Aslında bu fikri ona fabrikadan arkadaşı Fikri vermişti. Bir gün Recai’nin yanına çekinerek yaklaşarak:

-“Abi geçen seni yengeyle gördüm. Yenge yürüyen patates çuvalı gibiydi. Kadın ruh gibiydi, nefes alıyor ama yaşamıyordu sanki. İnsanlar senin yengeyi tükettiğini söylüyor, bu imajını temizlemen lazım. Hem ruh gibi biriyle yaşamaktan sıkılmıyor musun? Yengeyi motive etmeli, yeniden hayata döndürmelisin bence”dedi .

Buna oldukça şaşıran Recai:

-“Benim varlığım ona motivasyon olarak yeter, daha ne verebilirim ki ona?” dedi.

-“Abi yengeyi yemeğe götür, sinemaya götür yada birlikte keyif için alışveriş yapın” dedi Fikri.

-“Sinemayı boş ver, onu yemeğe götürürüm, hem karnım da doyar para boşa gitmemiş olur” dedi Recai gülümseyerek.

-“Abi sen şimdi esnaf lokantasına götürürsün. Bu seferlik olsun müzikli bir yere götür” dedi Fikri ricacı ses tonuyla.

Birkaç gün sonra Recai’nin doğum günüydü. Kıvrak Karadeniz zekası işlemeye başladı:

“O gün Naciye’yi yemeğe götürürüm. Hem çevreye anlatacak
“eşini iyi yaşatan bir koca” hikayem olur, hem doğum günümü kutlarım hem de Naciye’ye motivasyon olur” diye düşünüyordu.

İşte o gün bugündü. Recai bugün Naciye’yi bekarken en sevdiği mekana götürecekti. “Bu motivasyon ona on yıl gider “ diye düşünüyordu. Bugün Recai’nin doğum günüydü. İki işi birden görürüz diye düşündü.

Akşam olunca iki dirhem bir çekirdek giyinmiş haldeki Recai Naciye’ye seslendi:

-Hadi la sürüngen karı! Eğlenmeye gideceğiz sen daha hazırlanamadın mı?

Naciye günlük kıyafetiyle gelince Recai’nin yüzü asıldı:

-Bu ne kılık, git düzgün bir şeyler geçir üzerine!

Naciye cevap vermek zorunda kaldı:

-“Kullandığım antidepresanlar yüzünden eski kıyafetlerime sığamıyorum. En son iki sene önceki Ramazan Bayramında bir şeyler aldıydık. Onlar bile dar geliyor” dedi Naciye savunma verir gibi.

Yüzünü ekşiten Recai, kafasını sağa sola sallayarak kızgınlığını belirtti.

Eğlence mekanına vardıklarında Recai kasvetli halinden sıyrılarak şenlendi. Ne de olsa eski günleri yad edecekti.

Zaman ilerleyince dükkanın gülleri masalara konarak kons yapmaya başladı. Burası Recai’nin bekarlığında gediklisi olduğu pavyondu. Recai şu an karısını pavyona götüren ilk erkek olmanın haklı gururunu yaşıyordu.  Antidepresanların etkisindeki Naciye’nin bunu umursayacak hali yoktu. O sadece bir an önce eve gitmeyi düşünüyordu.

Saatler ilerledikçe Recai kömür parası için ayırdıklarını dansöze takmaya, alışveriş parasını konsomatrislere yedirmeye devam ediyordu. Yanında karısı varken yanına konsomatris çağıran ve karısı hakkında dert yanan ilk erkek olmayı başararak bu sefer kendini bile aşmıştı.

Naciye eliyle Recai’yi dürterek “Hadi gidelim artık” dedi.

Recai’den buna kuvvetli bir itiraz geldi.

-“Yok canım daha Lale Şamcı çıkacak. Gecenin ikisine kadar buradayız” dedi.

O gece Recai rakı şişesindeki balık gibiydi. İçtikçe içti, içtikçe sapıttı. Bir ara dansöz diye garsona para takmaya kalktı. Senelerdir öpmediği karısını konsomatris zannederek öptü. Gecenin bitiminde etrafına gülücük saçan Recai, boş bulduğu yerlere kusuyordu.

Sızmadan önceki sözleri:

-Vay be ne motivasyon gecesi oldu. Ben yaptığımı tam yaparım. Seni eğlendiriyorum, sen de bundan sonra şükürsüz olma!, oldu.

Bu yazı 459 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

ibrahim saraçoğlu kürleri evden eve nakliyat Simyacı özet kısa ve öz Hikaye haritası ne demek